Sitedeki bütün yazılar tarafımızdan hazırlanmaktadır. Kaynak göstermeden çalan çırpan Schortsanitis'in altında kalsın.

11 Mart 2010 Perşembe

Efsane mi Dediniz? (Selçuk Ernak'tan Vujosevic Yazısı)

Banvit'in eski koçu ve şu anda da altyapı koordinatörü Selçuk Ernak'ın yurtdışı çalışmalarının ayaklarından biri yakın zamanda Partizan kulübüydü. Selçuk Hoca geçirdiği iki haftanın sonunda ilk izlenimlerini Vujosevic yazısıyla aktardı. Son dönemin en popüler isimlerinden olan Vujosevic çok konuşuldu, çok yazıldı ama Selçuk Ernak Dule'nin bilinmeyen yönlerini bizlere aktardı. Selçuk Ernak'tan yazıyı yayınlamak için izin aldım ve sizlerle paylaşmak istedim. Türkiye'de koçların böyle plan ve projelerle çalışmalar yaptığını görmek de ayrıca gurur ve mutluluk verici. Bu açıdan da Selçuk Ernak'ı bir kez daha takdir ediyor, tebriklerimi iletiyorum ve yazısıyla sizi başbaşa bırakıyorum. Ellerinize sağlık hocam.
------

EFSANE Mİ DEDİNİZ?

Yaratıcı bir milletiz biz; efsane, polemik, skandal, bir günde “star”...Kolay üreten, çabuk tüketen ve malesef hiç hafızada tutamayan ama çok çok yaratıcı bir millet. Onun içindir ki “ efsane” diye anılan biri varsa dudak bükmek doğaldır bizim için, zaten hak ederek bu sıfatı alabilen varsa, bunu kabul etmeyen ve rahatsız olandır ancak. Ama demiştim ya; her köşede bir sihirbaz, imparator yada efsane çıkabilir karşınıza, en basit açıklamasıyla “burası Türkiye”.

Efsaneleştirilmek hatta putlaştırılmak istenen bir adamı daha yakından tanıma fırsatı buldum son 3 haftada. İşin enteresan yanı sadece basketbol sahasında değil sosyal kimliğiyle de topluma yön veren, öğretisi olan ve sonsuz sevgi kazanmış bir adamı…

Kulübüm Banvit Basketbol Kulübü’nün üst yönetiminin öngörüsü ve desteğiyle, tüm senesini Belgrad’da geçirecek Türk altyapı antrenörü, Dusko Vujosevic’ in Türkiye’ deki manevi oğlu Kemal Vatan’ ın aracılığıyla, 20 Şubat’tan itibaren 2 haftamı Partizan takımıyla geçirdim. Basketbolla ilgili eklediğim birikim bir yana, kafamda antrenör ya da daha belirginleştireyim “Yugoslav kökenli antrenör” imajına oldukça aykırı bir resimle karşılaştım bu süre zarfında. Sizlerle bu farklı, her zaman rastlayamayacağımız yönlerini paylaşmak istedim, özellikle de basketbol sahasının dışında olanları.

Hep anlatılan ve birçoğumuzun şahit olduğu bir hikaye vardır aslında. Hikaye şöyle başlar; ”Dule sahaya girdiğinde ona duyulan saygı o kadar büyüktü ki, Pionir Salonu’nun dolu tribünleri onu ayakta elleri patlayıncaya kadar 15 dk alkışladılar… ” Evet, Pionir Salonu’nda Belgrad’ın göbeğinde böyledir, ama Radivoj Korac Kupası için Niş’te FMP Zeleznik takımına karşı oynanacak finalden önce salonda yerlerini alan taraftarlar niçin, ondan önce salona giren ve tribünde yerlerini alan Bora Stankovic, Dusan Ivkovic, Sasa Djordjevic, P.Danilovic, Dejan Tomasevic gibi ülkelerini, sahalarda, uluslar arası saygın kurumlarda, dünyanın en güçlü lig ve kulüplerinde temsil etmiş, evlerindeki vitrinleri altın madalyalarla dolu bu generallerin toplamından daha çok alkışla ödüllendirmişti? Bunu kuşkusuz sadece kazandığı şampiyonluklar, gurur verici galibiyetler ve yetiştirdiği oyuncularla açıklamak bana çok mantıklı gelmiyor. Çünkü ertesi gün gazeteleri süsleyen kupa fotoğraflarının üstünde “eğer ihtiyacı olsaydı salondaki 6 bin kişi o gün Dule için böbreklerini vermeye hazırdı” yazmazdı bence.

"Sırbistan’ ın %60’ ı Kızılyıldız’ lı, %30’ u Partizanlı, %10’ u da ateisttir” şeklinde tarif edilen bir ülkede, Karadağlı olup, Karadağ milli takımını çalıştırıp, kendine yöneltilen gayet spekülatif “vatanınız hangisi?” sorusuna “benim vatanım PARTIZAN” cevabı veren bir adamdan bahsediyoruz. Belgrad’ daki en büyük 2 kitapçının en önemli müşterisi olan bir adamdan… Son 2 sezonda 1300 civarı kitap satın alan derin bir adamdan… Oyuncularını ruhsal ve sosyal ihtiyaçlarına göre okumaya mecbur bırakan, onları kitaplarla durmaksızın ödüllendiren ve görevlendiren bir adamdan… Hatta Pekovic’e verdiği ve okunmayacağından emin olduğu kitabın arasına 500 Euro koyup, kitapla beraber geri aldığı anlatılan bir adamdan… Onların zihinlerini kontrol edebilmek ve geleceklerini ellerine teslim etmiş bu gençlerin doğru yoğrulabilmeleri için saha dışında da eğitimi bırakmayan bir adamdan… Rakip kulübün başkanını veciz küfürleriyle taciz eden ateşli taraftarın üstüne yürüyen bir adamdan… Sosyal demokrat fikirlerini maç sonrası röportaj ve basın toplantılarında söylemekten kaçınmayan bir adamdan… Resim sanatı konusunda bilgisine başvurulan bir basketbol adamından… Sırbistan ve Karadağ cumhuriyetleri ayrıldıkları sene “ sizce yılın en önemli politik olayı nedir?” sorusuna “ Fidel Casto’ nun hayatta kalması” cevabı veren bir adamdan. Haydi Türk gibi bitireyim “adam gibi bir adam” dan bahsediyoruz.

Bir çok iyi antrenör tanıma ve beraber çalışma fırsatım oldu ama kendi yaşadığı topluma bu kadar etki edebilen biriyle ilk defa tanışma fırsatı buldum. Yaptığınız işin ne olduğundan çok çevrenizi ve toplumunuzu ne kadar etki altına alabileceğiniz sorusu ilk defa kafamda bu kadar kalın harflerle yazıldı. Spor veya başka bir iş kolunda ne kadar büyük bir aura yaratabilirsiniz? Evet haklısınız cevap arayacağımız çok soru var . Teşekkürler Dusko Vujosevic; ta oradan bizi bu kadar etkileyebildiğin için, biliyorum ki 11 Mart akşamı senin tur atlamanı isteyecek bir çok insan var burada.

Selçuk Ernak

4 yorum:

ako dedi ki...

yazı çok güzel. Vujosevici bilinmeyen bu tarafını görünce insanın saygısı daha da artıyor. insanın ufku açılıyor böyle adamları izleyince.

Redvidigal dedi ki...

Mükemmel bir yazı olmuş.Maliano seni kutluyorum ellerine sağlık.Bir efsane hakkında bu bilgileri öğrenmek çok güzel oldu.

tankut dedi ki...

Bu girişimi düşünen ve hayata geçiren Banvit'i kutluyorum...Keşke bazı salaklarında kafası çalışsa da hep hazıra konmak yerine kaynağa inmeye çalışsalar.

Sarıkaya dedi ki...

Süper! Altyapılarda salon giriş kapılarına asılması gereken bir yazı..

Related Posts with Thumbnails
Zaman darlığından dolayı sitenin güncel olmadığı dönemlerde Twitter hesaplarımızı takip ederek her türlü güncel bilgiye ulaşabilirsiniz.
-
Maliano - http://twitter.com/maliano
 
Maliano - Kaynak göstermeden çalan çırpan Schortsanitis'in altında kalsın...