Sitedeki bütün yazılar tarafımızdan hazırlanmaktadır. Kaynak göstermeden çalan çırpan Schortsanitis'in altında kalsın.

2 Kasım 2010 Salı

NBA'deki Avrupalılar #3

NBA'deki Avrupalılar yazılarımızın 3. kısmında Fransız oyuncuları değerlendireceğiz. Fransa'nın Afrika sömürgelerinden getirdiği çocukların oldukça başarılı olması ve onlarında inanılmaz atletik olmaları sonucu, 1-2 tanesi hariç neredeyse hepsinin en azından NBA'de rol oyuncu olmalarına yardımcı oluyor. O yüzden öne çıkanları tek tek, diğerlerini tek bir kısımda değerlendirmeyi uygun buluyorum. İşte ilk isim;

Tony Parker

İşte magazinel boyutu, 3 şampiyonluk yüzüğü, müzik albümü, eşi Eva Longoria ve 2007 NBA Finalleri MVP'liğiyle Tony Parker ! Babası ve kardeşleri de profesyonel basketbolcu olan Tony Parker'ı tanımamız çok eskiye gider aslında. Ender Arslan karşısında alt yaş gruplarında rezil olmasıyla. Ancak, Ender sürekli benchte otururken o önüne gelen büyük şanslarla bugün NBA'in en tanınan oyuncularından biri. San Antonio Spurs'te Tim Duncan ve Manu Ginobili ile birlikte bir dönem hanedan oldular. Kariyerinin başında 2 sene Paris'te oynayan Parker'ın kariyeri, 2001 Draft'inde 28. sıradan seçilip Popovich'in cesaretiyle ilk 5 başlaması, onun bugün NBA'in üst düzey oyun kurucuları arasında anılmasına neden oldu. Henüz 28 yaşında olmasına rağmen basketbolu bırakmaya yakın bir oyuncunun ki kadar başarılı geçmiş yılları var. 3 kez All-Star oldu ve 1 kez NBA'in En İyi 3. 5'ine seçildi. Öldürücü göz yaşı damlası şutuyla ve sonradan çalışarak geliştirdiği şutlarıyla, Spurs organizasyonu için vazgeçilmez bir oyuncu. İyice yaşlanmış Spurs kadrosunu en azından bir kez daha iddialı hale getirmesi bekleniyor. Kariyerinin başında onu taşıyan Manu ve Duncan'ı bu sezon, geçen sezon Rajon Rondo'nun KG, Pierce ve Ray Allen'ı taşıması gibi taşıması gerekiyor.

Joakim Noah

Hırs, çalışma, azim, kararlılık, savaş. Noah'ı 5 kelimeyle tarif etmek gerekirse bunlar olur. Gecenin önemsiz sayılabilecek bir maçını açsanız ve Noah'ı izleseniz kendinizi bir Rocky filminde gibi hissedersiniz. Onun için maç seçme yok. Her gece aynı ciddiyette savaşını ortaya koyuyor. Aslında, onu sadece Fransız olarak addetmemek gerekir. O bir New Yorker ve Fransız, İsveç ve Kamerun genlerini damarlarında barındırıyor. Kendisine "Afrikalı Viking" diyen Noah'ın babası ünlü eski Fransız tenisçi ve şarkısı Yannick Noah, annesi ünlü ve tescilli bir manken olan "Miss Sweden 1978" Cecilia Rhode, dedesi Kamerunlu profesyonel futbolcu Zacharie Noah. University of Florida'da kariyerine başlayan Noah, 2007 Draft'inde 9. sıradan Chicago Bulls tarafından seçildi. İlk senesinde lige alışma sürecini geride bırakan Noah, geçen sene kendisinden beklenen patlamayı yaptı ve normal sezonda 10.7 sayı 11 ribaund istatistikleri yakaladı. Play-Off'larda Cleveland karşısında sert uzunlara rağmen 14 .8 sayı 13 ribaund istatistikleri tutturan Noah, favori Cavs'e 5 maçta yenilmesine engel olamadı. Bu sezon pota altına yapılan Boozer ve Ömer Aşık transferleriyle daha rahat olmayacak. Çünkü, o kendi savaşından 1 saniye dahi olsun taviz vermedi. Ancak, Bulls pota altı bundan böyle NBA'in en elit pota altlarından biri olacak.


Nicolas Batum

Kariyerine Le Mans'da başlayan Batum, 2 ve 3 numara oynayabiliyor. 2006 yılında Mannheim'da düzenlenen Albert Schweitzer U18 turnuvasında kendini gösteren Batum, jenerasyonunda Avrupa'nın en yetenekli oyuncularından biri olarak değerlendirildi. Daha sonra 2008 Draft'inde 25. sıradan Rockets organizasyonu tarafından seçilen oyuncu, Portland'a takas edildi. NBA kariyerinin ilk yıllarında Outlaw ve Rudy Fernandez'in gerisinde kalan Batum, geçen sezon daha düzenli süre almaya başladı. Portland tarafından önemli süreler verilen bir bench oyuncusu. Önünde Brandon Roy ve Martell Webster bulunan oyuncu dinamizmi ve atletizmiyle bunları olabilecek en iyi şekilde yedekliyor. Ondan bu sene de beklenen bu işi olabildiğince iyi yapması. Çünkü, genç Portland her sene 1 adım daha ileri gidiyor ve bu sene onun da kendini geliştirmesi gerek.

NOT: NBA, hepimizin bildiği gibi oyuncu transferleri, takaslar, oyuncuların aldıkları süreler gibi konularda dinamik bir yapıya sahip. İş bu yazı yazıldığı zaman Martell Webster henüz Minnesota'ya takaslanmamıştı. Yazıda çok önceden yazılıp bugüne tarihlendirilip, otomatik olarak yayına girdiği için güncelliğinin bir kısmını maalesef yitirdi. Okuyuculardan özür dileyip düzeltiyoruz. Nicolas Batum, sezonun ilk 3 maçında Webster'ın takaslanması, Rudy Fernandez'in düşen performansı ve oyuncunun artan performansı nedeniyle Portland 5'ine yerleşti ve ortalama 20.6 dakika süre alıyor.


Kevin Seraphin

Aslında Seraphin'i de "ve diğerleri" kısmında değerlendirmemiz gerekiyordu. Ancak onu diğerlerinden ayıran 2 nokta var. Birinci ve en önemlisi Erman Kunter'in elinden çıkmış olması, ikincisi yeni seçilmiş olması. Pota altında mücadele ve azmiyle Cholet'nin şampiyonluğunda önemli pay sahibi olan Serpahin, henüz 89 doğumlu. Avrupa'da pivot pozisyonunda da oynayabiliyordu fakat, 2.06'lık boyu ona bu pozisyonda oynamaya pek müsaade etmeyecektir. Olabileceği en iyi nokta Paul Millsap'in bugün durduğu nokta. 2010 Draft'inde 17. sıradan Chicago tarafından draft edilen oyuncu daha gece bitmeden Washington'a takas edildi. Washington'ın yeni ve sabredilecek bir kadroya sahip olması Seraphin gibi bir genç oyuncu için büyük şans. Yoksa Chicago'da şans bulamayıp Avrupa'ya dönmesi daha olası bir sondu. Onun Noah gibi savaş vermesi gerekiyor. Yoksa evine döner!

Ve Diğerleri

İlk isim genç Alexis Ajinça. 2008 Draft'inde 28. sıradan Bobcats tarafından seçilen Ajinça, Pau Orthez ve Toulon'da oynamıştı daha önce. İlk sezonunda beklenen gelişimi gösteremeyince, Maine Red Claws'da oynamak ve kendi geliştirmek üzere NBDL'e gitti. Bu sezon başı takas olarak Dallas'a gitti.

İkinci isim Boris Diaw. Kariyerine Pau Orthez'de başlayan oyuncu 2003 senesinde Atlanta Hawks'la NBA kariyerine başlar. Asıl patlamayı ise Nash'in liderliğinde ki Phoenix Suns'ta 05/08 yılları arasında yaptı. Daha sonra takas olduğu Charlotte'da kariyeri giderek düşen Diaw'ın bu sene süresi giderek azalır.

Üçüncü isim Ronny Turiaf. Aslen Karayip'te bulunan Martinik'li olan Turiaf, kariyerine Gonzaga University'de başladı. 4 yıllık oldukça iyi geçen Gonzaga kariyerinden sonra Lakers tarafından 2005 draftinde 2. tur 37 sıradan seçildi. Ancak, kalbinde bir problem teşhis edildi. Lakers onu bırakmamayı tercih edereken, herkes tarafından övgü toplan, takdir edilen bir duruş sergiledi. Geçirdiği açık kalp ameliyatından sonra, Washington'da bulunan The Sun Kings isimli lokal bir takımda idmanlara ve maçlara çıktı. Denendikten sonra 2006 yılında Lakers'ta oynamaya başladı. 2008 sezonunun sonuna kadar burada benchten gelerek pota altına sertlik getiren Turiaf sene sonunda Don Nelson'ın deneysel Warriors'ına transfer oldu. 2010 sezonu sonunda David Lee takasının bir parçası olarak New York Knicks yolunu tuttu. Amar'e'nin olmadığı dönemlerde pota altında en azından savunmayı belli bir seviyenin altına indirmemesi gerekiyor.

Dördüncü isim Mickael Pietrus. Aslen Guadeloupe'li olan Pietrus, ACB'de oynayan abisi Florent gibi Pau Orthez'de basketbola başladı. 99/03 döneminde burada oynadıktan sonra Golden State tarafından 2003 Draft'inde 11. sıradan seçilerek burada 5 sezon geçirdi. 2 ve 3 numara olarak oynayabilen Pietrus keskin şutörlüğüyle dikkat çekti. 2008 yılında Orlando'ya transfer olan "Air France", 2 sezondur SVG'nin onun için öngördüğü role tam anlamıyla oturdu.

Beşinci isim Joha Petro. Pau Orthez'de lig şampiyonluğu kazandıktan sonra 2005 Draft'inde 25. sıradan Seattle Supersonics onu seçti. Benchte geçen 4 yıl sonucunda Thunder onu Denver'a takasla yolladı, fakat burada da benchte havlu sallamaktan öte bir rolü olmadığı için ve Denver'ın havlu kontenjanı en azından artık genç oyuncularla doldurulmak istendiğinden sözleşmesi uzatılmadı ve serbest kaldı. Önemli işler yapması beklenen Mikhail Prokhorov'un Nets'i büyük serbest oyunculardan hiçbirini alamayınca geçirdiği şok, Petro'ya 3 yıl 10 milyon dolarlık bir kontrat vermesine yol açtı. Bakalım, Avery Johnson ona havlu sallamaktan öte hangi konuda güvendi ki bu kadar kontrat verdi. Ben Avrupa'ya döner diyordum ama 3 yıl daha orada.

Altıncı isim Rodrigue Beaubois. Mickael Pietrus'nün Guadeloupe'de ki basketbol okulunda keşfedilip Cholet'ye gitti. Burada Erman Kunter'in ellerinde iyi bir gelişim grafiği çizen Beaubois, 2009 Draft'inde 25. sıradan seçildi ancak 5-10 dakika sonra para nedeniyle Dallas'a takas oldu. Dallas'ta Kidd ve Barea'nın arkasında 3. isim olmasına rağmen JJ Barea'nın sakat olduğu bir dönemde kenardan gelerek Warriors'a 40 sayı attı ve flaşların üzerine çevrilmesine neden oldu. Beaubois'dan bu sene beklentiler Barea'yla birlikte rolü iyice paylaşması. Kidd ne kadar kendine iyi bakarsa baksın 37 yaşında ve normal sezonda daha fazla dinlenmek isteyecektir. Beaubois'da bugüne kadar ona güvenenleri asla yanıltmadı ve gelişimine devam etti. Bu sene de aynı yoldan gitmesi gerekiyor.

Yedinci ve son isim başarısız proje Ian Mahinmi. San Antonio Spurs gözlemcilerinden Sam Presti'nin bulduğu Benin-Jamaika ortak ürünü Fransız, bir proje olarak 2005 yılı 28. sıradan seçtiği Mahinmi, kariyerine Le Havre'da başladı. San Antonio seçtikten sonra Summer League'de daha önünde süre olduğuna karar verileren 1 sene daha Avrupa'da, Pau Orthez'de oynaması gerektiğine karar verildi. 1 sene sonra geri geldi ve NBDL takımlarından Austin Toros'un finale kadar gelmesine yardımcı oldu. Ekim 2007'de 74 saniye oynayarak seçildikten 2 sene sonra NBA'de forma giydi. 2010 sezonunda da Dallas'a takas edildi.


2 yorum:

ozan_kartal dedi ki...

batum bildiğim kadarıyla yedek değil ilk 5 çıkıyor roy'la birlikte. outlaw ve webster gitti zaten. utahtan gelen matthews ve fernandez, roy ve batumun arkasında bekliyor...

hakancelep dedi ki...

@ozan_kartal haklısınız fakat gereken açıklamayı not olarak nicolas batum başlığının altına düştük. yazı çok önceden yazıldığı için böyle bir sorun oldu.

Related Posts with Thumbnails
Zaman darlığından dolayı sitenin güncel olmadığı dönemlerde Twitter hesaplarımızı takip ederek her türlü güncel bilgiye ulaşabilirsiniz.
-
Maliano - http://twitter.com/maliano
 
Maliano - Kaynak göstermeden çalan çırpan Schortsanitis'in altında kalsın...