Sitedeki bütün yazılar tarafımızdan hazırlanmaktadır. Kaynak göstermeden çalan çırpan Schortsanitis'in altında kalsın.

5 Soru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Soru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Aralık 2010 Pazartesi

Sorular Sorular Matt Walsh'a Sorular

1 yorum

Asvel'in başarılı oyuncusu Matt Walsh ile 5 soruluk klasik mini röportajımızı gerçekleştireceğim. Çok gerilere gitmeden Olimpija, Aris ve Asvel odaklı sorular varsa sormaktan mutluluk duyarım. Güncel bir röportaj olacak, hipnotize edip çocukluğuna inmeyeceğiz. İstanbul'da yaşasam geçen hafta yüzyüze yapacaktık ama malesef mümkün olmadı. Neticede en kısa zamanda gerçekleşecek. Merak ettikleriniz varsa yorum kısmına bırakın lütfen.

27 Ağustos 2010 Cuma

Selçuk Ernak'la 5 Soru

0 yorum

İki ay önce yapılması gereken bir çalışmayı henüz tamamlayabildik. Fırsat bulup soruları Selçuk Hoca'ya gönderememiştim ama birkaç gün önce nihayet başardım. Kendisi de yoğun temposunda beni kırmayıp süratle cevapladı soruları. Şampiyona öncesi Çin Milli Takımı'nın yardımcı antrenörü Selçuk Ernak'ın şampiyona ile ilgili görüşlerini merak edenler için küçük de olsa bir katkı olur diye düşünüyorum. Bir aksilik olmazsa yarından itibaren zaten kendisiyle yüzyüze görüşeceğiz. Detaya inme fırsatımız olursa yine ekleme yaparız. Şimdilik 5 soru...

1- Hocam öncelikle biraz geriye giderek başlamak istiyorum. Sezonun en flaş takımı Banvit'in bünyesinde çalışmalar yaparken bir anda Çin Milli Takımı ile anlaştınız. O süreci bir de sizden dinleyebilir miyiz?

Banvit için yaptığımız çalışmalar dahilinde son senelerde düzenli olarak katıldığım Reebok Eurocamp'ın direktörü Pete Philo ve koç Robert Donewald Jr. Çin Milli takımının başına geçince kadroya Avrupa basketboluyla alakalı kendilerine yardımcı olabilecek bir kişi eklemeye karar verdiklerinde bana teklif getirdiler. Ben de bunu kulübümün yöneticileriyle değerlendirdikten sonra kabul ettim ve mayısta ekibe katıldım.

2- Selçuk Ernak için Çin Milli Takımı'ndaki bu görev kariyerinde hangi anlamı taşıyor? Geçici bir deneyim mi yoksa uzun vadeli bir planlama mı? Ayrıca Avrupa'dan teklifler aldığınızı da biliyorum. Dünya Şampiyonası sonrası Avrupa'da veya Çin'de kulüp takımı çalıştırmak istiyor musunuz?

Benim için bir Türk antrenörünün daha yurtdışında bir sorumluluk alması adına gurur verici bir durum. Kariyer açısından da çok önemli bir tecrübe şansı çünkü Çin'de hayat ve basketbol Avrupa gibi değil fakat potansiyel ve pazar olarak müthiş büyük. Benim kontratım 1 yıllık yani Dünya Şampiyonası ve kasımda Çin'de yapılacak Asya Oyunları'nı kapsıyor. Türkiye'ye gelmeden önce de bunu 2012 Londra Olimpiyatları'nın sonuna kadar uzatmak üzere bir teklif aldım. Tabii başta turnuva Türkiye'de olduğu için benim tercih edildiğimi düşünenler oldu bu da çok doğal fakat buradan sonra Çin'de Asya oyunları 2011'de Lübnan'da Asya Şampiyonası ve 2012'de Londra Olimpiyatları'nda kadroda olmamı istemeleri bir açıdan bu sorulara da açıklayıcı bir cevap oldu.Kulüp bazında bir kaç Avrupa takımıyla görüştüğüm doğru fakat Çin Milli takımını programı bu takımların kendi lig ve yaz hazırlık programlarına uymayacağı için somut bir şey gelişmesi mümkün olmadı. Çin ve Japonya'dan 3 kulüpten teklif aldım ama şu anda dünya şampiyonası ve sonrasında Banvit'teki görevime dönmekten başka birşey düşünmüyorum.

3- Hazırlık kampından itibaren Çin'in iyi sonuçlar aldığını söyleyemeyiz. Tabi Yao Ming'in yokluğu ve Çin basketbolunun kapasitesini düşününce aslında çok da sürpriz sonuçlar değil bunlar ama teknik kadrodaki bir isim olarak şampiyonaya çok kısa bir süre kala hazırlık kampını ve takımınızı nasıl değerlendireceksiniz?

Yao Ming 'le beraber Tang Zhendong ve Zhu Fangyu'nun sakatlıkları bizi profil olarak oldukça geri düşürdü. Kadro yapısı gereği bu oyuncuların eksikliklerini kapatacak derinliğimiz yok. Tabii Yao takımı sınıf olarak başka bir noktaya taşıyan bir lider. Bu süreci koç ve federasyon bir geçiş süreci olarak değerlendirmeye karar verdi ve bir çok uluslararası deneyimi olmayan oyuncuyu kadroya dahil ettik. Elimizdeki kadronun amacı Londra Olimpiyatları 'dır. Maalesef bu dünya şampiyonası için bir hedef koymamız gerçekçi olamazdı. Çin'de Arjantin ve Litvanya ile oynadığımız maçlarda oldukça iyi bir performans gösterdik fakat elimizdeki kadro çok yurtdışına açık bir kadro değil ve oldukça genç oyunculardan oluşuyor, seyahat ve yurtdışı maçlar başladığında biraz bocalama yaşanmasını bekliyorduk. Bu Çin oyuncusunun yapısında var. Fakat elimizde oldukça özverili ve karakterli bir sporcu grubu var. Zannediyorum şampiyonanın ilk hava atışıyla herkes sahada canını dişine takan br Çin takımı izleyecek. Belki çok yetenekli ve tecrübeli olmayabiliriz ama çok mücadeleci olacağımız kesin. Bu arada 17 yaşındaki guard Guo Ailun ve 2.20lik 22 yaşındaki Zhang 'ı seyretmenin bir çok basketbol izleyicisine heyecan vereceğini düşünüyorum. Basketbol bilgi ve tecrübelerinin çok çok eksik olmasına rağmen kapasiteleriyle çok izleyiciye kendilerini beğendireceklerini düşünüyorum.

4- Yunanistan şu an için grupta hazırlık dönemini en formda geçiren takım olarak göze çarpıyor. Türkiye, Rusya ve Porto Riko da inişli çıkışlı bir dönem geçiriyor. Size göre gruptaki sıralama ne şekilde olur? Grupta sizinle birlikte bir kapalı kutu daha Fildişi Sahili var. Bunun Çin adına rakiplere karşı bir avantaj olacağını söyleyebilir miyiz?

Bizim grupta Türkiye ve Yunanistan sınıf olarak her açıdan diğer takımların üstündeler. Ben diğer takımların kalan 2 sıra için savaşacağına inanıyorum. Biz ve Fildişi takımları en az tanınan takımlar, bahsettiğiniz gibi P.Riko ve Rusya da inişli çıkışlı bir hazırlık dönemi geçirdi ve onların da sorunları var. Bu da bizim grubu izlenme açısından bence oldukça cazip kılıyor.

5- Tanjevic ve A Milli Takım fazlasıyla eleştiriyor. Rakipten ziyade bir Türk vatandaşı olarak milli takımımızın son durumunu ve şansını nasıl görüyorsunuz?

Dünya'nın heryerinde antrenörler çok eleştiriliyor . Benim gördüğüm kadarıyla kenetlenmiş bir Türk takımı var. Biz duygusal insanlarız, kendi seyircimiz önünde oynamak çok şeyi değiştirecektir. Bir Türk antrenörü olarak bu turnuvanın Türk Spor Tarihi'ne bir altın sayfa olarak yazılmasını çok isterim. Bence Türk Milli Takımı madalya kapasitesi olan bir takımdır. Gördüğüm kadarıyla teknik kadro da oyunculardan bundan başka bir söylemi kabul edemiyorlar. Bu kararlılık onları başarılı kılacaktır. Çin maçı haricinde her Türk basketbol adamı gibi kalbim onlarla olacak.

14 Haziran 2010 Pazartesi

Heiko Schaffartzik'le 5 Soru

0 yorum

Biraz gecikti farkındayım ama Schaffartzik'le çalışmamızı tamamladık. O da Pocius gibi ilginç hikayesi olan, zorlukları aşmayı başaran bir oyuncu. Önemli bulduğum noktalardan 5 soru sordum kendisine, kırmayıp cevapladı. Almanya'da sezonun en flaş sonucuna imza atan New Yorker Phantoms Braunschweig'ın ve Almanya Milli Takımı'nın oyun kurucusu Heiko Schaffartzik'le sizi başbaşa bırakıyorum.

1) Öncelikle playofftaki başarınız için tebrik ederim. Eurobasket 2009’da etkileyici bir performans gösterdin. Özellikle iki maçtaki 5/5 üçlük inanılmazdı. Ligdeki rakamlarına da baktığımızda üç sayılık denemelerinin ikiliklerden fazla olduğunu görüyoruz. Bunu dış atışlardaki güvenine mi bağlıyorsun yoksa farklı yönlerde skor bulmak için gerekli fundemental eksikliğin olduğunu düşünüyor musun? Bunu sormamdaki neden şu; senin adına iyi bir şampiyonaydı ama ortalama bir takımda kariyerine devam ediyorsun. Euro 2009’dan sonra gelen teklifler var mıydı?

Ben Braunschweig ile Avrupa Şampiyonası’ndan iki ay önce imzalamıştım, şampiyona esnasında da onların oyuncusuydum. O yüzden bir anlamda geleceğim de belliydi. Son 7 yılda playoffa katılamamış Braunschweig’a gittim ama bu sene son dört takım arasında kaldık. Harika bir sezon geçirdiğimizi düşünüyorum. Üç sayılıkları iki sayılıklardan fazla tercih ettiğim doğru. Oyunumu daha dengeli ve değişken hale getirmeye çalışıyorum. Playofflarda üç sayılık kadar ikilik de attım. Gördüğün gibi o yönde bir gidişat var.

2 – Kulüp bazında Almanya son dönemlerde çok başarılı olmasa da Milli Takım bazında özellikle Dirk Nowitzki’li dönemde çok iyi sonuçlar aldınız. Ama Dirk Nowitzki’li takımda bile en öne çıkan sorun oyun kurucu bölgesindeydi. Ne Mithat Demirel'in ne de Stefan Hamann'ın milli takımı sürükleyebilecek oyun kurucular olduklarını düşünmüyorum. Bu konuda ne düşünüyorsun ? Yaşının avantajıyla Almanya’nın o bölgedeki eksikliğini uzun yıllar giderebileceğini düşünüyor musun?

Alman takımları Eurolig’de zorlanıyor ama Alba Berlin bu sene Eurocup’ta finale kaldı, Göttingen de Eurochallenge’ı kazandı. Mitteldeutscher BC de 2004 yılında Eurocup’ı kazanmıştı. Ben en zayıf bölgenin oyun kurucu olduğu konusunda sana katılmıyorum. Bence hem Hamann hem de Mithat Demirel lider oyunculardı. Hamann’ın Almanya formasıyla çok iyi bir geçmişi var. Mithat Demirel de 2005 Avrupa Şampiyonası’nda Hamann sakatlandığında Pascal Roller’la beraber kendini çok ileri seviyeye çıkardı ve takımı da finale taşıdı.

3 – Almanya’da belki de hiç olmadığı kadar parlak gençler arkadan geliyor. Örneğin senin pozisyonunda Per Günther var. Talihsiz bir sakatlık yaşamasa Avrupa Şampiyonası’nda boy gösterecekti. Aynı şekilde Robin Benzing, Tibor Pleiss, Elias Haris , Ohlbrecht , Staiger çok önemli potansiyellere sahip isimler. Bu gençlerin önümüzdeki senelerde Nowitzki bağımlılığını sona erdirebileceğini düşünüyor musun?

Öncelikle şu bir gerçek ki her takım için yeri doldurulamaz bir oyuncu vardır. Fransa’da Tony Parker, Türkiye’de Hidayet veya İspanya’da Gasol. Bağımlılıktan bahsetmek bana göre biraz abartı olur. Böyle bir jenerasyona sahip olduğumuz için Almanlar olarak çok şanslıyız. Her biri çok büyük oyuncular olup, Almanya’yı yıllarca Avrupa’nın en etkili gücü haline getirebilirler. Yine de her şeye rağmen beklemeli ve potansiyellerinin hangi noktaya ulaşacağını onlara süre vererek görmeliyiz. Baraşabilirlerse bu listeden en az 3 oyuncunun Avrupa’da dominant olup NBA’de büyük işler yapabileceğini düşünüyorum.

4 – Senin kariyerin de çok inişli çıkışlı oldu. Geçirdiğin lösemi hastalığının ardından tekrar basketbola dönüşün ve yükselişin, arkasından uyuşturucu olayı. Bunun asla tekrarlanmayacak bir hata olduğunu mu düşünüyorsun yoksa ölümün eşiğinden zirveye çıkmış bir basketbolcu için iradeye söz geçirememe durumu mu sözkonusu? Senin için sakıncası yoksa hastalığın sonrası hayata tutunuşunu ve basketbola dönüşünü senin ağzından dinlemek isteriz.

Lösemi teşhisi konulduğunda 13 yaşındaydım ve çok kötü zamanlardı. Çünkü bu, yılın üç çeyreğini basketbol oynamadan geçireceğim anlamına geliyordu. Bu 13 yaşındaki bir çocuğun masum endişesiydi ama ailem için durum çok daha zordu. Oğullarının muhtemel ölümü için endişelenmek gerçekten çok yıkıcıydı. Ama onlar gerçekten çok güçlü insanlar ve onlar olmasa ben asla başaramazdım. Tekrar basketbol oynamaya başladığımda iyi iş çıkarıyordum. Almanya Gençler Şampiyonası’nı 5 kez kazandık ve ben genç milli takımdaydım. ALBA Berlin ile sözleşme imzaladım ve her şey iyi görünüyordu. Ama işin aslı kendimle barışık değildim ve saha dışında bazı sıkıntılara bulaştım. 2005 yılındaki olayla da doruğa ulaştı. Kariyer olarak ne istediğimi anlamam biraz zaman aldı ama cevabı bulduğumda çok disiplinli ve işime odaklı olarak çalışmaya başladım. Sanırım bu da oyuncu olarak gelişmemde, bulunduğum noktaya gelmemde yardımcı oldu. Ne olursa olsun şuna güçlü bir şekilde inanıyorum ki bu gelişim ben daha iyi bir insan olmaya çalışmasam mümkün olmazdı. Eğer iyi bir adam olmasaydım, iyi bir oyuncu olamazdım. Bunu iyi biliyordum.

5 – Önümüzde 2010 Dünya Şampiyonası var ve wildcard ile ülkemize geleceksiniz. Nowitzki ile bu konuda hiç görüştün mü? Yıldızların birer birer çekildiği turnuvaya katılacak mı? Takımın önemli oyuncularından biri olarak hangi noktaya gelebileceğinizi düşünüyorsun?

Sadece Almanya’ya yapacağı katkı için değil, eğer Dirk oynarsa bunun turnuvanın tamamı için iyi olacağını söyleyebilirim. Ama şu anda öyle bir pozisyonda ki zamanını NBA’de şampiyonluk kazanmaya ve bunu nerede yapabileceğine karar vermeye harcaması gerekiyor. Umarım yazın bize katılır. Onun takım arkadaşı olmak büyük bir gurur olacaktır. Bizim içinse maçları tek tek düşünüp, grup maçları bittiğinde nerde olduğumuzu görmek önemli. Geçen sene Rusya’yı yenebileceğimizi ve Hırvatistan, Yunanistan ve Fransa gibi takımlarla başa baş oynayabileceğimizi ispatladık. Bu sene de kimle oynadığımız önemli olmaksızın her maçın her saniyesinde savaşacağız.

Zaman ayırdığın için teşekkür ederim. Dünya Şampiyonası'nda başarılar.

Teşekkür ederim.

7 Haziran 2010 Pazartesi

Sinan Güler'le 5 Soru

1 yorum

Geçtiğimiz sezon Efes Pilsen'de hakettiği süreleri alamadığını bir çok kez yazdığım Sinan Güler'le "5 Soru" bölümünün ilk çalışmasını gerçekleştirip, kendisini biraz terlettim. Aslında Sinan'a twitter üzerinden gelen sorular çok daha fazlaydı ama bölümün amacından sapmamak için belli bir içerikte soruları sormaya özen gösterdim. Ben acımadan sordum, cevaplara yorum sizin.

1) Geride kalan sezona bakınca başarısız bir Efes Pilsen görüyoruz. Ligde kaybedilen şampiyonluk ve biraz da şansla katıldığınız Türkiye Kupası finallerinin yanında aynı şekilde Top 16'da da elenmeniz camianızın kolay kabullenebileceği sonuçlar değildi. Takımın kilit rollerinden biri olması gereken ama -yapılmayan- Sinan Güler 2009-2010 sezonunu nasıl değerlendiriyor? Hangi konularda yanlış yaptığınızı veya eksik olduğunuzu düşünüyorsun?

Başarısız olduğumuz bir gerçek. Bence sezon boyunca oturmuş bir rotasyona sahip olmayışımız ve bu konudaki istikrarsızlığımızın sahada gösterdiğimiz performansı da etkilemesi en büyük etkenler olduğunu düşünüyorum. Euroligle Türkiye liginde farklı takımlarla oynuyor olmamız ve her seferinde farklı kadrolara göre çalışmalar yapıyor olmamız bu istikrardan bizi uzak tuttu. Eurolig bittikten sonra biraz istikrar yakalamış olsak da yeterli olmadığını söyleyebilirim.

2) Efes Pilsen'in bu sene en fazla sıkıntı çektiği nokta yerli rotasyonuydu. Kadrodaki yabancı oyuncuların fazlalığı takımın Avrupa'da ve Türkiye'de sürekli farklı kadrolarla oynamasına sebep oldu. Sen geçtiğimiz sezonki final serilerinde seriyi döndüren oyuncuların başında geliyordun. Bu sene ise özellikle Avrupa'da bazı maçlarda dalga geçilir gibi 10 saniye, 6 saniye süre aldığın maçlar oldu. "Bu sonuçta hocanın kararıdır." gibi bir cevaba hazırlıklıyız ama geçen sezon final serisini 2-0'dan döndüren isimlerden biriyken, potansiyelin herkesçe biliniyorken, üstelik takımın yerli oyuncu katkısına, hem de özellikle savunmada fazlasıyla ihtiyacı varken bu tercih sence de çok acımasız değil miydi?

Aynen dediğin gibi Ergin abinin vereceği bir karardı o. Çeşitli zamanlarda beni kullanmak istemiş olsa da ceşitli sebeplerden kullanmadı, yeri geldiği zamanda Eurolig'de kadroya giremediğim zamanlar bile oldu. Bu sezon özellikle bu nedenlerden dolayı benim için daha zor bir sezondu çünkü kendi kendime gecen seneki final serisinden sonra özellikle Eurolig'de daha fazla şans alacağımı düşünüyordum fakat bu gerçekleşmedi. Bunun en onemli sebebi takımda benim pozisyonumda oynayan oyuncuların benden daha tecrubeli olmalarıydı.

3) Efes Pilsen kariyerinin Ergin Ataman'la başladığını biliyoruz. Buraya gelişinde Beşiktaş'ta beraber çalıştığın, iyi süreler aldığın koçun büyük etkisi olduğunu da tabii ki. Geçen iki yılın ardından geriye dönüp baktığında hata yaptığını düşünüyor musun? İnsanların kafasında bir "genç" Sinan Güler portresi var ama 27 yaşındasın. Kulübün geleceği de şu aralar epeyce tartışma konusu iken, Sinan Güler kendi geleceği hakkında neler düşünüyor? Efes Pilsen'de oyunculara kapanma durumundan dolayı kulüp bulmaları söylendi mi? Burada söyleyeceğin tek bir cümle veya yapacağın özeleştiri bir çok genç oyuncunun tercihine ışık olabilir diye düşünüyorum.

Öncelikle her ne kadar diğer insanların bu konuda ciddi tepkileriyle karşılaşsam da Efes Pilsen'e gelmekle doğru bir karar verdiğimi düşünüyorum. İkinci sezonum benim istediğim şekilde gelişmemiş olsa da, bu sezonda basketboluma çok şeyler kattığımı ve takım arkadaşlarımdan ve oynadığımız maçlardan çok şey öğrendiğimi düşünüyorum. Kişisel olarak kariyerim için tabiki de istediklerim var, eğer şansım olursa hala NBA'e gitme hayalim var ama yaş olarak gittikçe gecikiyorum bu konuda. Onun dışında da hem Avrupa'da her sene başarılı olan bir kulüpte oynamak isterim, hem de Avrupa'da adı geçen oyuncular arasında olmak isterim.

4) Efsane bir basketbolcu olan Necati Güler'in oğlusun, aynı zamanda Amerika'da basketbol oynayarak gelişimini tamamladın. Yıllardır Efes Pilsen Türkiye'de gençlere en büyük yatırımı yapan kulüptür. Ama David Blatt'la başlayan süreçte Efes Pilsen'de bir kültür değişimi sözkonusu. Türkiye'de minik yaşlarda yetenekli gençler ya gelişimlerini tamamlayamadan arenaya adım atıyorlar ya da kötü transfer tercihleriyle (belki seni de örnek verebiliriz) geriye gidiyorlar. Altyapılarda yetiştiriyoruz ama yukarıda formayı verirken hep korkak davranıyoruz. Bu aşamaları yaşayan,basketbol kültürüyle büyüyen bir ailenin üyesi olarak bu konuda neler düşünüyorsun? Hem kendini, hem de ülkedeki sistemi,çözüm önerilerini değerlendirebilir misin?

Bu konu cidden üzerinde durulması gereken bir durum. Ülkemizde bence son senelerde en büyük problem spor altyapıları ve altyapıdaki sporcuların eğitimi. Ben Beşiktaş'ta oynarken geleceğimin istediğim gibi olduğunu düşünerek Amerika'ya okumaya gittim ve bence ben ve Engin Atsür bu konuda bir çok sporcuya örnek olduk. Şu an baktığımızda bence benim kariyerim başka bir şekilde gelişmiş olabilirdi diye düşünüyorum. Çeşitli düzenlemelerle ve antrenörlerin eğitimlerine verilecek önemle Türk basketboluna daha önemli katkılar yapılabilir diye düşünüyorum. Aynı zamanda Türkiye Basketbol Ligi'ndeki yabancı sayısının gelen gençlerin önünü kapayacak şekilde işleyen bir düzenlemede olduğunu düşünüyorum.

5) Tüm takımlar gibi A Milli Takımımız da 2010 Dünya Şampiyonası öncesinde önemli sorunlar yaşıyor. Başta Bogdan Tanjevic'in hastalığı olmak üzere. Sen Tanjevic'in çok tuttuğu, güvendiği oyunculardan birisin. Koçla 2010 Dünya Şampiyonası için bir görüşme yaptın mı? Bu sene aldığın düşük süreler sonrasında milli takıma seçileceğini düşünüyor musun? Ve son olarak takımımızın şansını gerçekçi bir yaklaşımla nasıl görüyorsun? Nereye kadar gidebiliriz?

Açıkçası son 2 senedir Milli Takımın önemli bir parçası olduğumu düşünüyorum ve amacım bu seneki Milli Takım formasını gururlu bir şekilde giymek. Bu konuda Tanjevic ile özel bir görüşme yapmadım ama Milli Takım kampına katılmadan önce kendim özel çalışma ile hem yeni sezona hem de dünya şampiyonasına hazırlanmayı düşünüyorum. Bence en doğrusu gerçekçi olmak ve öncelikle grup maçlarından avantajlı bir şekilde çıkmayı düşünmek. Sonrasında çeyrek finali hedeflemek. Daha sonrasında da İstanbul'da Türk halkının desteği ile yolumuzu çizebileceğimizi düşünüyorum.

- Kendi adıma ve sitenin takipçileri adına zaman ayırıp soruları cevapladığın için teşekkür ederim Sinan.

Umarım verdiğim cevaplar yeterlidir. Ben de teşekkür ederim bu röportaj için.

2 Haziran 2010 Çarşamba

Arigbabu'ya Sorular Varsa Alalım

0 yorum

Zile basıp kaçtı sanılmasın, "5 Soru" bölümüyle ilgili çalışmalar inceden devam ediyor. Neden sürekli Almanlar diye düşünenler de olacaktır ona da cevap vereyim. Gönül ister Navarro, Rubio, Teodosic vb olsun ama onlar kankamız olmadığı için ancak sosyal paylaşım sitelerinde el uzatıp karşılık gördüğümüz isimlerle bu işi yapabiliyoruz. Schaffartzik'e sorular gönderildi, cevaplar bekleniyor. Arigbabu da isteğimi geri çevirmedi. Toplamda 5 soru olacak ve genelde Maroussi ağırlıklı olacak çünkü Alman Milli Takımı ile ilgili soruları Schaffartzik'e sordum. Yine de Milli Takımla ilgili soru eklenebilir. Sormak istedikleriniz varsa yorum kısmına bırakın lütfen. Bomba patlatmak, olay yaratmak gibi bir derdimiz olmadı hiç bir zaman, bu röportaj da yine sade olacak. Zaten çocukluğuna inip araştıracak enerjim de yok. Kafamızdaki birkaç soruya cevap bulabilirsek ne ala. Söz vermek istemiyorum ama ilgi çekici sorular olursa mutlaka ilk 5'e girecektir. Twitter üzerinden de gönderebilirsiniz.

http://twitter.com/maliano

 
Maliano - Kaynak göstermeden çalan çırpan Schortsanitis'in altında kalsın...