Sitedeki bütün yazılar tarafımızdan hazırlanmaktadır. Kaynak göstermeden çalan çırpan Schortsanitis'in altında kalsın.

1 Eylül 2011 Perşembe

Eurobasket 2. Gün Programı (1 Eylül)

0 yorum

A Grubu
15:15 Portekiz - İspanya (Ntvspor)
17:45 Büyük Britanya - TÜRKİYE (Ntvspor)
21:00 Polonya - Litvanya

B Grubu
15:15 Letonya - Sırbistan
17:45 İsrail - Fransa
21:00 İtalya - Almanya (Ntvspor)

C Grubu
15:30 Bosna Hersek - Karadağ
18:00 Finlandiya - Yunanistan
21:00 Makedonya - Hırvatistan

D Grubu
15:30 Bulgaristan - Belçika
18:00 Gürcistan - Rusya
21:00 Ukrayna - Slovenya

Eurobasket Günlüğü C Grubu (31 Ağustos)

0 yorum


Devşirmelerin savaşında kazanan Omar Cook demek yerine kaybeden Bo McCalebb demek sanırım daha mantıklı olacak. Kafa kafaya giden, bir o tarafa bir diğer tarafa kayan maçta son 2 saniyede Pekovic normalde çok rahat isabet bulabileceği pozisyonda şutu kaçırınca McCalebb ve Makedonya'sına bir fırsat daha geldi ama maç zaten son 3 dakikada 3 faul yaparak havluyu boynuna asan McCalebb benche oturduğunda sona ermişti. Uzatma anlarında sadece 4 sayı üretebildi Makedonya. McCalebb tecrübesinde bir ismin bu hatayı yapması akıl alır gibi değil. Karadağ cephesinde Dasic'in muazzam performansı var. %60 sahaiçi isabetle 20 sayı ve 16 ribaund. Dasic'in yenetek seviyesinin çok altında olan profesyonellik seviyesi şu tablonun kulüp rakamlarında bir türlü görünememesinin esas sebebi. Yoksa genç yıldızları toplayan Real Madrid'de bu yapının bir parçası olarak düşünebilmek her yeteneğe nasip olacak bir durum değil. Makedonya tarafında McCalebb'in 17 sayı, 4 ribaund, 4 asist ve 4 top çalması var. Fena rakamlar. Ama son 2 saniyede o faulü yapıp potansiyel galibiyeti çöpe attığın zaman pek bir anlamı olmuyor. Yunanistan ve Hırvatistan dışındaki her takımın maçı final. O finallerden birine eksi yazdı McCalebb.


Günün "acaba" larından birini de az kalsın Yunanistan yaşatıyordu. Grupta eksiklerine rağmen liderlik hedefindeki, hatta kendi federasyonlarına göre madalya adayı Yunanistan son periyoda kadar dengede giden maçı son çeyrekte 5 dakika içinde yakaladığı 15-2 lik seriyle kopardı ve turnuvaya sürprizsiz başlamayı başardı. Yunanlar adına beklenen kollektif paylaşım dibine kadar skorborda yansımış durumda. Çift haneye ulaşan 5 oyuncu varken içlerinde takımın en büyük skor silahları Fotsis'in ve Papanikolaou'nun olmaması yeterince açıklayıcı. Bosna cephesinde ise Kikanovic!in yüksek yüzdeli katkısına rağmen Domercant ve Teletovic'in performanslarını Ahmet Çakar'a sorduk "Beyler ! Bu düpedüz ihanettir." dedi. Hatta Teletovic şu günlerde Türkiye formasıyla 0/9 üçlük atsa akşama Metris'te olması kuvvetle muhtemeldi. İki esas oğlanın toplam saha içi isabetleri 5/21 iken Yunanistan'a bu kadar dayanmaları bile mucizevi bir hikaye...


Hırvatistan her zamanki gibi evladın olsa kulak favorisi çekilip, ceza için odasına gönderilecek bir performansla başladı turnuvaya. Toplam 8 oyuncuyu kullanan Vrankovic sahada en uzun süre tuttuğu Fenerbahçe Ülker'li Bogdanovic'ten en ciddi katkıyı aldı. 6/8 üçlükle 27 sayı ve 7 ribaund Fenerbahçe Ülker'e transferi sonrası kendisini izlemeden yorum yapan bir çok insana da mesaj göndermiş oldu. Messina'nın prensi Ante Tomic de 14 sayı ve 8 ribaundla öne çıkan bir diğer Hırvat. Finlandiya elemeleri lider bitirmesine rağmen "Bunların burada ne işi var" diye beğenmediğimiz bir grubun üyesi. Ama bugün sahaya koydukları mücadele önyargıları kırmak için bir fırsat oldu. Üçlük yağmuruyla başlayıp bir ara çift hanelere çıkardıkları farkı son anlarda üçlüklerle vurularak kaybettiler ve son dakikalardaki taktik faullerden sonuç alamayınca günün flaş galibiyetini kaçıran takımlar listesine adlarını yazdırdılar.

Eurobasket Günlüğü A Grubu (31 Ağustos)

0 yorum


Turnuvanın açılışını yapan son şampiyon İspanya'nın bu kadar zor bir galibiyetle başlamasını kimse beklemiyordu. Polonya Lampe, Logan ve Gortat'sız geldiği turnuvada kolay lokma olmayacağını daha ilk maçtan gösterdi. İspanyollar maç öncesi ve sırasındaki tavırlarıyla galibiyeti alacaklarına o kadar emin görünüyorlardı ki, "Karma is a bitch" alıntısını Twitter'da hazırda tuttum; ancak Polonya'nın eforu maçı bir yere kadar götürebildi. İspanya'nın en önemli üç silahı Pau, Marc ve Navarro'nun 83 sayının 68'ini üretmesi ve geri kalan 9 oyuncunun 15 sayı atabilmesi belirleyici maçlar öncesi S.O.S. sinyali. Diğer önemli felaket habercisi de Rubio, Calderon, Llull ve Sada'dan oluşan point guard rotasyonunun toplam 0 sayı atabilmiş olması. Turnuva öncesi İspanya'nın bu bölgede yaşayacağı sıkıntıdan bahsederken bu kadarını beklediğimi söylersem büyük yalan olur. Özellikle Calderon, sahada milli bir oyuncudan ziyade Litvanya'ya turnuvayı izlemeye gelmiş İspanyol bir turist izlenimi veriyor ve koç Scariolo kenarda bir hayli hoşnutsuz gözüktü. İncelemede kendisine kolay gelsin demiştik, "Kolaysa başına gelsin" dediğini duyar gibiyim. Son bir not, İspanya'yı biz böyle yakalarsak affetmek ayıp olur. Bu maç sonrası en büyük dileğim bize karşı da buna benzer bir performans göstermeleri.


Son şampiyon İspanya gibi ev sahibi Litvanya'nın da Büyük Britanya karşısında beklentileri karşılayan bir performans sergilemekten uzak göründüğünü söyleyebiliriz, skor yanıltmasın. Deng'in 40 dakika sahada kalıp kenara dahi gelmediği Büyük Britanya'da yükün çoğunun Chicagolu'ya bindiği ortada. NBA'de normal sezon boyunca maç başına 39 dakika sahada kalıp çok sayıda maçı kısa sürede oynayacağı Eurobasket'te bu kadar yükü kaldırmak, Deng'i epey yoracak olsa gerek. Şikayet edeceğini sanmam ama 4. çeyreklerde Büyük Britanya'nın ona ihtiyaç duyduğu anlarda Deng'i dinç bulmak pek mümkün olmayabilir. Bugün de görüldüğü üzere en büyük sıkıntı bu, Deng de insan. Ev sahibinde ise dertler daha büyük. Rakip Büyük Britanya değil de, savunmadaki açıkları daha aktif şekilde değerlendirebilecek bir takım olsa sonuç kolaylıkla olumsuz olabilirdi. Pota altındaki büyük güvencelerden gibi gözüken ve hazırlık maçlarını fena oynamayan Valanciunas 3. çeyrekte aldığı kısıtlı süre dışında ortalıkta bile gözükmedi. Aldığı kısıtlı sürede de Büyük Britanya'nın yakaladığı serinin mimarlarından olmayı başardı. 1 numarada da beklenildiği gibi iki ucu keskin bıçak durumu mevcut. Saras oyundayken savunma, Kalnietis oyundayken hücum işlemiyor ve takım öyle veya böyle zarar görüyor. Bu maçta verilen en olumlu sinyal Litvanyalılardan görmeye alışık olduğumuz 3 sayı performanslarından birini ortaya koymaları ve soru işaretlerinden Jasaitis'in sazı Deng karşısında eline almasıydı. Saras, Kaukenas ve Ksystof'un takımı hücumda sırtlaması ise malumun ilanı oldu. Savunmayı toparlarsa Litvanya'nın daha ileri gideceğini öngörmek mümkün ancak korkulacak bir rakip olmadıkları ilk maçlar sonrası çıkarılması gereken en önemli ders. Büyük Britanya'yı rakip olarak görmemelerinden olabilir ama Litvanya seyircisi de bugün sınıfta kaldı. Saha içinde değil ama tribünde toplamaları şart, turnuvanın başka türlü keyfi çıkmaz, benden söylemesi.

Eurobasket Günlüğü B Grubu (31 Ağustos)

0 yorum


Ölüm grubunda ilk gün favoriler açısından zorlu ama kazasız bir gün oldu. Muhtemel dörtlü zirve adayından ilk darbeyi ise Sırbistan karşısında İtalya aldı. İlk çeyreği Gallinari, Bellinelli ve Mancinelli ile çok hızlı geçen İtalya 10 dakikalık ilk bölümün ardından skorbordda 8 sayı öndeydi. Ama daha sonraki 15 dakikada Tepic ve Teodosic'le kabus gibi çöken Sırbistan 40-14'lük ezici bir bölümle farkı 18 sayıya çıkararak Pianigiani'ye havlu attırmanın eşiğine getirdi maçı. Karşı cevap da gecikmeden Bellinelli'den geldi ve 11 sayı ürettiği periyodda 19-5 like geri dönüşle takımını maça 3 dakika içinde ortak etti. Ama sözkonusu istikrar olduğunda Sırbistan'ın eline su dökebilecek az sayıda ülke var. Kadroda bulunması tartışmalara yol açan Keselj'nin imza attığı 18-4 lük yeni bir seri İtalya'nın yeni bir cevap vermesine fırsat bırakmadan maçı neticelendirdi. Sırbistan adına Teodosic'in 15 sayı, 8 asistlik klasik performansının yanında dikkat çeken iki performans 15 sayı, 4 asistlik Tepic performansı ve 14 sayı, 8 ribaundluk Macvan performansı. Kulüplerinde fazla oynama şansı bulamayan bu iki ismin milli takım çarkında nasıl parladıklarını izah etmek zor. Ivkovic ve Sırbistan büyüsü demek gerek. İtalya'da üretilen sayının 3/4'ü Gallinari, Bellinelli, Bargnani ve Mancinelli'ye ait. Verilen sürelerle paralel olarak Pianigiani'nin daha fazlasını yapması da kısa vadede mümkün görünmüyor.


Günün en rahat geçmesi beklenen maçlarından biri başrolünde Fransa olduğu için yine günün en sancılı maçlarından birine dönüştü. Maçın son bölümüne kadar pes etmedi Letonya, son 5 dakikaya kafa kafaya girdi ama önce Batum'un, arkasından da Gelabale'nin üçlüğü Letonya'nın daha doğrusu Blums'un direncini kıran iki basket oldu. 32 sayı ve 6 asistle yapabileceğinden fazlasını yaptı Blums. Katsikaris'in bile gözlerini açık bırakacak üst seviye bir performans ortaya koydu ama el uzatan kimse olmayınca kuyunun dibinden çıkamadı Letonya. Blums'a aynı seviyede cevap karşısındaki Tony Parker'dan geldi. 31 sayı, 7 asist ve 3 ribaund zaten Tony Parker'dan beklenen, Fransızların aşağısını kabul etmeyeceği rakamlar. Sahada Fransızlar adına NBA yıldızları ve diğerleri şeklinde iki dağılım var. Noah, Batum, Diaw ve Parker neredeyse tüm maçı çıkardılar, diğerleri destek verdi diyebiliriz. İlk gün tokadı Fransa'yı kendine getirmediyse yarın son bir şansları daha var İsrail karşısında. Ondan sonra ölümcül fikstür başlıyor.


Sanırım bu benzeri satırları 18 gün boyunca sık sık yazacağız. Nowitzki şu kadar sayı, Kaman bu kadar sayı, geri kalanların toplamı da şu kadar diye. Pota altı Eliyahu haricinde iflas etmiş durumda olan İsrail'in turnuvada hayatta kalıp kalamaması çizginin gerisindeki performansına bağlı olacaktı. İsrail için büyük şansızlığın ölüm grubunda olmasını, aksi takdirde can yakabilecek bir takım olduğunu düşünüyordum ama sanırım fazla iyimser davranmışım. İkinci periyoddan itibaren Almanya İsrail'i ezip geçti. Zaten skor tabelasına bakıldığında 39-24 lük ezici ribaund üstünlüğü skorun da bir nevi özeti gibi. Nowitzki'nin 25 sayısı, Kaman'ın 18 sayı ve 10 ribaundu fark yaratanlar listesinin zirvesinde. İsrail adına yüksek yüzdeli Pnini performansı şaşırtıcı değil ama ne Eliyahu ne de Halperin Pnini'ye aynı derecede katkı veremediler. İsrail bu moral bozukluğuyla beklenen 1-2 maçlık sürprizi yapabilir mi bilemiyorum ama bu pota altıyla ancak Letonya karşısında direnç gösterebilirler gibi görünüyor.

Türkiye: 79 - Portekiz: 56 (Millilere Moral Aşısı)

3 yorum

Avrupa Basketbol Şampiyonası'na katılacak takım sayısının 24'e çıkarılmasından sonra bile turnuvaya direk katılma hakkı elde edemeyen, bir alt kategorinin ülkesi Portekiz, hazırlık dönemini negatif geçiren millilerimize başlangıç için piyango niteliğindeydi. 12 Dev Adam da kıyas açısından olmasa da moral açısından önemli olan bu başlangıcı farklı yaparak Litvanya'ya galibiyetle merhaba dedi. 

TBL'de mücadele etse playoff için amansız bir mücadeleye girmesi gereken Portekiz'e karşı tabelayı değil de parkede yapılanları iyi incelememiz gerekiyordu. Hazırlık dönemini ofansif açıdan çok kötü geçiren oyuncularımız maça farklı bir tabloyla başlayamasa da daha sonra o şaşkınlığı üzerinden atarak görmek istediğimiz oyunu sahaya koydu. İlk 5 dakikayı "Ver Lefter'e Yaz Deftere" stratejisiyle Hidayet Türkoğlu üzerinden geçirip skor bulmakta zorlansak da daha sonra Enes Kanter'in devreye girmesi ve hücumumuzun çok yönlü bir şekle dönüşmesiyle fark giderek açılmaya, takım rahatlamaya başladı. İçeriye topu iyi indirip sayı bulmayı, dışarda da topu iyi çevirip boş adamı bulmayı başardık. Tabi bunda etkisiz olan Portekiz savunmasının da payını unutmamak gerekiyor. Savunmada ise zaten pek fazla sıkıntı yaratamayan Portekiz'e karşı duvar olmak, onlara potayı göstermemek zor olmadı.

Hücumda hazırlık dönemine oranla daha iyi top paylaşıp, farklı hücum varyasyonlarıyla durağan olan oyunumuza bugün biraz daha tempo kattık. Son 1 aydır neredeyse hiç şahit olamadığımız top çalmalar sonrası hızlı hücumlar yüzümüzü güldürdü. Özellikle de Enes Kanter'in pota altındaki etkili oyunu soru işaretleriyle dolu pota altımıza önümüzdeki maçlar için güven aşıladı. Ama esas soru Portekiz'i kendimize ne kadar ölçü alacağımızdır. Eğer bu maçı sadece bir moral maçından yukarıya taşırsak grubun ilerleyen maçlarında sıkıntı yaşayabiliriz. Tüm oyuncularımızın maçta ciddi süreler bulması ve hücumdaki istekli görüntüleri önümüzdeki günler için önemli bir ışık ama turnuvanın hala başlamadığını, hatta bu gruptan sonra başlayacağını da aklımızın bir ucunda tutup ona göre konsantre olmamız gerekiyor. Maçın detaylı istatistikleri burada.

TÜRKİYE (79): Cenk Akyol 8 (5 ribaund), Sinan Güler 1 (4 ribaund- 1 asist), Emir Preldzic 9 (1 ribaund- 2 asist), Ömer Onan 10 (1 ribaund- 1 asist), Ersan İlyasova 6 (8 ribaund- 1 asist), İzzet Türkyılmaz 2 (4 ribaund- 1 asist), Kerem Tunçeri 2 (6 asist), Oğuz Savaş 5 (1 ribaund), Ömer Aşık 4 (3 ribaund), Ender Arslan 4 (1 ribaund- 2 asist), Enes Kanter 14 (7 ribaund), Hidayet Türkoğlu 14 (3 ribaund- 1 asist),

PORTEKİZ (56): Antonio Tavares 5 (1 asist), Miguel Minhava 3 (2 ribaund- 3 asist), Fernando Sousa (1 ribaund), Claudio Fonseca 4 (4 ribaund), Felipe da Silva 9 (4 ribaund- 2 asist), Carlos Andrade 5 (5 ribaund- 1 asist), Jose Silva 3, Elvis Evora 12 (12 ribaund- 1 asist), Marco Goncalves 2 (2 ribaund), Miguel Miranda 8 (2 ribaund- 3 asist), Joao Santos 5 (3 ribaund)

 
Maliano - Kaynak göstermeden çalan çırpan Schortsanitis'in altında kalsın...