16 Kasım 2010 Salı
13 Nisan 2010 Salı
Adriana Lima Nihayet Tribünlerde
Marko Jaric transferinin en sevindirici yanı ve aynı zamanda sportif hamleyi geride bırakan yönü Adriana Lima'nın tribünlerde görünme ihtimaliydi. En sonunda 1 Nisan'daki Barcelona maçında kendisi görüntülendi. Sahada Real Madrid ve Barcelona, tribünde Adriana Lima. İspanyolların basket maçına gitmesi için bir çok sebebi var. Muhteşem çiftin birbirine en çok yakıştığı(!) resmi de özellikle seçtim. Edip Akbayram'ı saygıyla anarak...Link
9 Nisan 2010 Cuma
Downtown no Gaki no Tsukai ya Arahende!!
Link
K1'den başladık K1'den devam edelim. Benim için efsane bir videodur. Hayatımda en çok güldüğüm video da diyebilirim. Eski K1 şampiyonlarından Ernesto Hoost Japonya'da bir tv şovuna katılıyor ve kütüphanede şovu çekiyorlar. Amaç kurukafalı kartı bulmamak çünkü bulan abuk subuk cezalara çarptırılıyor :) Video sitelerinde farklı çeşitleri mevcut ama bu gerçekten efsanedir. Daha kaliteli ama uzun versiyonları burada ve burada.
31 Mart 2010 Çarşamba
Teşekkürler Caja Laboral
Bu sefer basketboldan biraz uzaklaşıyorum. Çocukluğumuzun kahramanlarını Caja Laboral uzun zamandır anıyordu müzikleriyle. Şimdi maça bakarken tekrar çalınca dayanamadım. Yeri gelmişken söyleyeyim "Bir probleminiz varsa, başka kimse size yardım edemezse ve eğer onları bulabilirseniz, belki A-Takımı'nı kiralayabilirsiniz."Link
3 Şubat 2010 Çarşamba
Hayırlı Bir Mazeret
Farkedildiği üzere iki gündür tek bir mesaj dahi giremedim. Sebebi Cumartesi günkü nişanımdır efenim. Boş vakitlerde yine birşeyler gireceğim ama Eurolig, Eurocup ve takipçiler beni 1 haftalığına affetsinler, Messina ve Obradovic de gelsin düğünümde karşılıklı oynasın :) Pazartesi günü ayvayı yemiş, başaramayacağını bile bile şemsiyeyi açmaya çalışan bir genç olarak sahalara döneceğim.30 Ocak 2010 Cumartesi
24 Ocak 2010 Pazar
31 Aralık 2009 Perşembe
İyi Yıllar
28 Temmuz'da hava atışını yapmıştım, beş ayda 616 postu geride bırakmışım. Umarım yeni yıl bol röportajlı, bol analizli, güzel basketbol haberlerinin konuşulduğu, takımlarımızın Eurolig'de F4 yaptığı (buna ben de inanmadım), Tanjevic'in doğru beşi bozmadığı, Ergin Ataman'ın iki uzuna döndüğü, bir aksilik olmadan Dünya Şampiyonası'nı canlı izleyebileceğim, sağlıklı ve de en önemlisi blogu kapatmak zorunda kalmayacağım bir yıl olur.7 Aralık 2009 Pazartesi
1 Ekim 2009 Perşembe
Öh Be Milliyet
Basketbol dışı konuları özellikle siyaseti çok takip etsem de okuyanları sıkmamak,daldan dala atlattırmamak için bu konularda yazmak pek adetim değildir ama bunu yazmadan geçemedim.Hergün yüzümü yıkayıp,laptopun başına geçtikten sonra açtığım ilk site her zaman Milliyet'in sitesi olur.Kısaca ne olmuş ne bitmiş bakarım,sevdiğim siyaset yazarlarının yazılarını okur,ordan basketbola kayarım.Az önce de dışardan gelip haberlere göz gezdirdim.Başlık süperdi "Google'dan Yeni Hizmet".Hizmette gerçekten de sınır tanımayan Google ailesi yine hangi mükemmel projeye imza atmış diye balıklama atladım habere.İçerik daha da süper "İnternet devi Google, internet sayfalarını 51 dilde tercüme edebilen bir yazılımı kullanıcıların hizmetine ücretsiz sundu."
Diyelim ki haberi yapan ilk defa farketti,yayın yönetmeni de es geçti.Bir tane allahın kulu yok mu o binada bunun yeni olmadığını editörlere söyleyip haberi düzelttirecek?Biz zaten yıllardır web sitelerini parayla adam tutup çevirttiriyoruz.Hatta ben akşam ACB'ye girince İspanyolca bilmiyorum diye resimlere bakıp haberi sallıyorum ya tutarsa diye.El insaf be Milliyet sen yapma bari bu hatayı.Hadi yeni diller eklenmiş de,Türkçe eklenmiş de,Google'dan dev hizmet de ama yeni hizmet deme.Jessica Alba'nın bikinili pozları nete düşer düşmez farkediyorsunuz da gözünüzün önündeki Google Translate'i farkedemediniz mi bunca zaman?İlginç.
18 Ağustos 2009 Salı
Bir Kola,Bir Bira,Ortaya da Çerez Kızım



Rusya Devlet Başkanı Medvedev ve Rusya Başbakanı Putin cafede Rusya-Arjantin maçını izliyorlar. Arkadakiler de özel ajan değil, bildiğin vatandaş. Bizim liderler dünya üzerinde bu isimlerden çok daha önemli ve etkili olmalı ki ancak dürbünün varsa görebiliyorsun kendilerini. Bizde o fıstıkların herbiri korumalar tarafından açılıp kontrol edilirdi herhalde :)17 Ağustos 2009 Pazartesi
17.08.1999
Ailece İstanbul'daydık. .Bizim için çok acı geçen 1998'in ardından, bir de eniştemizin zorlu ameliyatı için gitmiştik oralara 1999'da. Hiç unutmuyorum 01:00 gibiydi okumaya başladım o günün Milliyet gazetesini, uykum bastırınca da kenara koyup uyudum. Saate baktım 02:35 diyordu. Yarım saat geçmedi müthiş bir uğultu ve ardından cehennem dakikaları. Yatakta oturmuş öylece sağa sola bakıyormuşum evde çığlıklar koparken. Şok hali olsa gerek. Aşağı indiğimizde gökyüzü bembeyazdı. Sanki bütün yıldızlar aşağıda neler olduğunu izlemek için toplanmıştı. Gerisi günlerce korku ve çile, anlatmaya gerek yok. Bizim kaybımız yoktu ama Türkiye'ninki büyük oldu.
10 sene geçti hiçbirşey değişmedi. Marmara yerle bir olsun diye bekliyor herkes. Akıllar başa o zaman gelecek. Tabi taş üstünde taş, enkaz üstünde baş kalırsa.

