Sitedeki bütün yazılar tarafımızdan hazırlanmaktadır. Kaynak göstermeden çalan çırpan Schortsanitis'in altında kalsın.

28 Temmuz 2011 Perşembe

Kardeşler Buluşuyor

0 yorum

Dün itibariyle iki ilginç transfer haberi internet sitelerinde yerini aldı. Panathinaikos Pat Calathes'le 2 yıllık sözleşme imzalarken, Caja Laboral ise Milko Bjelica'yla anlaştı. Transferlerin ilginçlik sebebi ise bu iki takımın kadrolarında mecvut birer Calathes ve Bjelica bulunduruyor olmaları. Bu transferlerle birlikte Milko ve Pat, küçük kardeşleri Nemanja ve Nick'le beraber aynı takımda forma giyecekler.

Drew Nicholas ve Antonis Fotsis'i Emporio Armani Milano'ya kaptıran Panathinaikos'ta Pat Calathes yeni sezon öncesi yapılan ilk transfer. Gidenlere kıyasla ismen daha az bilinir bir oyuncu olması bir tesadüf değil. Bütçe kesintisine gideceğini daha önceden yazdığımız Panathinaikos'ta Calathes transferi iyiden iyiye o tarafa yöneldiklerinin bir göstergesi. Milano'yla yıllık 1 milyon Euro'dan fazla bir miktar için el sıkışan Fotsis ve ona yakın miktarda bir para alacağını düşündüğüm Nicholas'ın yerine transfer edilen ilk oyuncunun PAO'ya maliyetinin yıllık sadece 200 bin Euro olacak olmasının sebebi bir başka deyişle tamamen duygusal.

Adı daha düne kadar Beşiktaş'la sıkça geçen ve imza aşamasına geldiği söylenen Bjelica'nın ise Beşiktaş'taki belirsizlik ve Euroleague'te oynama isteği sebebiyle İspanyol ekibine imzayı attığı belirtiliyor. Barac ve Batista'yı Efes'e kaybeden Caja Laboral'in Milko Bjelica'dan beklentisi selefleriyle benzer tipte bir oyuncu olmasa da pota altında oluşan boşluğu doldurmak için Lampe ve Teletovic'e yardımda bulunması. Pota altı oyuncusu olarak tabir edilen bu üçlünün fiziken pota altında ne kadar bulunacağını tahmin etmek ise pek güç değil. Önümüzdeki sezon uzunuyla kısasıyla bolca şut atan bir Caja Laboral takımı bizi bekliyor gibi görünüyor.   

25 Temmuz 2011 Pazartesi

Martynas Pocius Real Madrid'de

0 yorum

Sene sonunda adı CSKA Moskova ile anıldığında Kazlauskas'ın onu yanına alacağını, Langdon'ın yerine monte edeceğini düşünmüştük ama tam bu olaylar konuşulurken çok ciddi bir sakatlık geçirdi Pocius. Mayıs başında belinden sakatlanan ve 2 ay sahalardan uzak kalacağı söylenen Pocius'un böylece transfer defterini kapattığı ve iddialı bir kadro kuran Zalgiris'te sezona devam edeceği ağırlık kazanmıştı ki bir anda Real Madrid sahneye çıktı ve Litvanyalı oyuncuyu renklerine bağladı.

Pocius konu hakkında sessiz, twitterda gelen hiçbir soruya karşılık vermiyor. Zalgiris cephesi de, Real Madrid cephesi de konuyla ilgili açıklama yapmıyor çünkü anlaşmada ufak pürüzler kaldı ve birkaç gün içinde iki taraftan da resmi açıklama gelme ihtimali var. Zalgiris'le 1 yıl daha kontratı bulunan Pocius'un serbest kalma bedelinin 700.000 euro olduğu, bunun 400.000 eurosunu Real Madrid'in, kalanını da Martynas Pocius'un karşıladığı söyleniyor.

Yanlış hatırlamıyorsam Miami başta olmak üzere tatil fotoğraflarını sık sık paylaşan Pocius, aylar önce Madrid fotoğraflarını koyduğunda transfer sorularını "Transfer için değil, tedavi için" diyerek espriyle karşılamıştı. Belli ki Real Madrid'in kurtları sakatlık durumunu inceleyip, kancayı Madrid'de atmışlar. Real Madrid bu sene de Anadolu Efes'le aynı grupta olduğuna göre bir otel baskını daha ufukta görünüyor gibi.

Erken Final Four Ekim'de İstanbul'da

0 yorum

Yunan basını fantastik bir turnuvanın haberini verdi. Ekim başında İstanbul'da Anadolu Efes, Fenerbahçe Ülker, Panathinaikos ve Olympiakos'un özel bir turnuvada karşılaşacağını yazıyorlar. Turnuvanın detayları belli değil, aslında takvimin kesinleşip kesinleşmediği de belli değil ama belli ki THY Euroleague başlamadan önce böyle bir turnuva organize etmenin ciddi bir çalışması var. Yunan basını iki ezeli rakibin karşı karşıya gelip gelmeyeceğini tartışıyor. Bana göre de turnuvanın cazibesi açısından yarı finalde Efes - Fenerbahçe / Olympiakos - Panathinaikos veya Efes - Panathinaikos / Fenerbahçe - Olympiakos eşleşmeleri mantıklı görünüyor ama bunun kararını ve kura şeklini elbette ki organizasyonu yapanlar verecektir. Eski güçlerinde olmasalar da, kadro krizi yaşasalar da Olympiakos ve Panathinaikos her zaman, her yerde önemli rakiplerdir.

19 Temmuz 2011 Salı

Tarence Kinsey Anadolu Efes'te İddiası

1 yorum

Transferin Avrupa'daki en flaş birkaç takımından biri olan Anadolu Efes Ermal, Batista, Barac, Savanovic, Vujacic gibi isimlerden sonra Huertas ile adı anılırken bir transfer bombası daha patlattı ve Fenerbahçe Ülker'den Kinsey'i renklerine bağladı. Haber henüz resmileşmiş değil ama çıkış kaynağı burası. Transferi doğrulayan bilgiler de yine twitter üzerinde dolaşıyor. Eğer imzalar gerçekten atıldıysa yarın gün içinde resmi açıklama gelebilir. Piyasayı allak bullak etti Anadolu Efes ve çıtasını çok yükseltti. Ne zaman duracaklar, nerede duracaklar gerçekten merak ediyorum. Kesenin ağzını açmak deyimi hiç bu kadar vücut bulmamıştı.

15 Temmuz 2011 Cuma

Sasha Vujacic Anadolu Efes'te

2 yorum

Deron Williams transferinin ardından nispeten durulan transfer gündemini, Efes bugün D-Will kadar büyük olmasa da önemli bir isimle hareketlendirdi. Sasha Vujacic'in 1+1'lik bir sözleşmeye imza attığı kulübün resmi sitesinden duyuruldu. "The Machine" yeni sezonda İstanbul semalarında boy gösterecek ve Efes'in rotasyonunda geçtiğimiz 2 sezonda Rakocevic'in üstlendiği rolü üstlenmekle yükümlü olacak.

2004'te Lakers tarafından 1. tur 27. sırada seçilen ve o günden bu yana NBA'de forma şansı bulan Vujacic'in Avrupa'da İtalyan Snaidero Udine takımıyla yaşadığı 3 yıllık bir tecrübesi de var. 2007-08 yılında zirvesine ulaştığı NBA performansının geneli kendisi hakkında esasen pek de olumlu ipuçları vermiyor. Kariyer şut yüzdesi %40'ın üzerine geçememiş bir oyuncu olarak Sasha Vujacic, perdeden çıkarak alacağı topları kullanmasını ya da ceza şutlarını bitirmesini isteyeceğiniz bir oyuncu. 7 yıllık Lakers macerasının genelinde inişli çıkışlı bir grafik gösteren, Lakers'ın şampiyonluğuyla sonuçlanan 2010 Finallerinin 3. maçında attığı kritik iki üçlükle NBA kariyerinin zirvesini gören Vujacic, o günden bu yana sahadaki performansından ziyade Maria Sharapova'nın erkek arkadaşı olma niteliğiyle anılıyor. Lakers'ta oynadığı sezonların hiçbirinde sezon ortalaması 20 dakikanın üzerine çıkamamasının ardından aradığı şansı 2011 sezonunun ortasında nispeten iddiasız bir takım olan New Jersey Nets'te bulan Sloven istatistiklerini de aldığı süreyle paralel olarak attırdı. Ancak veriminin de aynı oranda arttığını söylemek güç. NBA'de ev geçindirecek bir kontrat bulma şansı  olsa da lokavtın da etkisiyle Avrupa yollarını tutmaya karar vermiş olsa gerek ki, nam-ı diğer Mr. Sharapova önümüzdeki sezon Dünya Şampiyonası'nda oynama şansını bulamadığı Sinan Erdem'de boy gösterecek.

NBA'de atletizm eksikliğinden kaynaklanan savunma zaaflarının etkisiyle hiçbir zaman güvenilen bir oyuncu olmayı başaramayan Vujacic'in stili aslında Avrupa'ya daha uygun. Komple bir skorer olarak Avrupa düzeyinde Rakocevic'ten daha iyi olmasa da, doğru sistemde alacağı bitirici rolde önemli işler başarabilecek bir oyuncu. Bu sebeple, Efes'in izlemeyi seçtiği yolda aynı mevki için adları geçen Rakocevic ve Spanoulis'ten daha doğru bir tercih olması muhtemel. Huertas'ın da peşinde olduğu bilinen ve şablonunu ikili oyunlar üzerine temellendireceği aşikar olan Efes için önemli bir A planı olmasa dahi çok güçlü bir B planı olabilir Vujacic. 

Bunların ötesinde Vujacic hakkında ufukta görünen en büyük olası sorun zaman zaman yaşadığı karakter buhranları. Youtube'a "Sasha Vujacic fight" yazdığınızda yeterli materyale ulaşmak mümkün. Sahada kavgaya karıştığı ve dirsek attığı Goran Dragic'in dahilinde bulunması sebebiyle Slovenya milli takımından affını istemiş olması bunlardan en bilineni. Takım arkadaşı Ariza'yla maç sırasında kapışmışlığı, Iverson'la yaptığı sert bir faul sonrası didişmişliği de mevcut. Egosu oyununa kıyasla daha cüsseli olan "The Machine", yeni sezonda kontrol edilmek üzere bundan böyle Ufuk Sarıca'nın ellerine emanet. Saçlarını adam gibi kestirmesi, chest bump'larıyla izleyenleri şenlendirmesi ve yengeyi bol bol Sinan Erdem'de maç izlemeye getirmesi kendisinden üç dileğim. Blogu okuduğunu biliyorum, artık beni kırmaz Sasha'cığım.

 
Maliano - Kaynak göstermeden çalan çırpan Schortsanitis'in altında kalsın...