Sitedeki bütün yazılar tarafımızdan hazırlanmaktadır. Kaynak göstermeden çalan çırpan Schortsanitis'in altında kalsın.

28 Ağustos 2011 Pazar

Eurobasket 2011 Belçika İncelemesi

(Başlangıç notu: Bu inceleme 1 hafta önce yazılmıştır. Bu sebeple dün kadrodan çıkarılan Hervelle ile satırları görmezlikten gelebilirsiniz.)

Öncelikle Belçika’ya kocaman bir “Hoş geldin” demek lazım, zira ‘Aslanlar’ 1993 yılından beri ilk defa bir büyük organizasyona katılma hakkı elde ettiler. Elemelerde Gürcistan, Bulgaristan, Polonya ve Portekiz’i geride bırakıp grubunu lider bitirerek işini FIBA’ya bırakmadan vizesini alanlardan biriydiler, şimdi o takımlardan ikisi ile (Gürcistan ve Bulgaristan) aynı grupta yer alacaklar. Hazırlık döneminde yolu Türkiye ile kesişen ekiplerden biri olması itibariyle kendilerini daha detaylı izleme fırsatı bulduk, görebildiklerimizi aktaralım.

Sınırlı gücü olan bir takım Belçika, kağıt üzerinde birkaç önemli ismi kadrosunda barındırsa da Avrupa Şampiyonası gibi önemli organizasyonlarda ilerleyebilmek için yeterli kaliteye sahip olduklarını söylemek pek mümkün değil. Kadrolarındaki oyuncuların birçoğu ülkelerinin önemli takımlarına dağılmış durumda, fark yaratması beklenilen isimler ise genelde yurt dışında forma giyen oyuncular. Axel Hervelle, Van Rossom, Jonathan Tabu ve Mbenga bu isimlerin başında geliyor; yıllarca ülke dışında forma giymiş ve şu anda Belçika sınırları içerisinde ter döken tecrübeli isimler Marcus Faison ve Van Den Spiegel ise bu yavan sayılabilecek pastanın üzerindeki krema konumundalar. Lauwers, Moors ve Beghin, özellikle de Beghin bu takımın diğer kritik isimleri…

Belçika atlet özellikleri standardın üstünde bir takım, sahayı iyi koşabilen oyunculardan kurulular, mücadele güçleri ve savunma istekleri de tatmin edici. Kısalarından hiçbirinin ekstra yaratıcılık, takımı yönetebilme ya da saha görüşüne sahip olmaması onlar için dezavantaj ama zaten en başta ‘kısıtlı’ olarak adlandırdığımız bir takımda bu özelliklerin olmadığını vurgulamak abesle iştigal (belki burada Van Rossom ve Tabu isimlerini bir parça ayrı tutabiliriz). Bu yapıda bazen, top kullanmayı ve dışarıdan oynamayı seven Hervelle ismine fazlasıyla bağımlı, onu çok düzen içinde kullanamayan bir takım görüntüsü sergileyebiliyorlar. Axel uzunca süredir EL seviyesinde ve ACB’de forma giyen bir isim; dışarıdan son derece etkili, ribaund sezgisi de kuvvetli bir isim. Lakin Belçika formasıyla kendisine çok fazla misyon yüklenmiş ya da kendi kendine böyle bir role soyunabiliyor, Belçika’nın oyun içinde tıkandığı anlarda sorumluluk almaya çalışırken bazen fazlasıyla yanlış tercihlere yönelebiliyor ve çemberi dövdüğü anları görebiliyoruz. ‘Bosna-Hersek’in Mirza Teletovic’i’ gibi bir benzetme yapmayı deneyebiliriz sanırım kendisi için, hani soktuğunda takımı maç kazanmayı zorlayabilir ama oyunun gidişatına göre hem oyuncunun değerini düşürebilen hem de takıma yarardan çok zarar getirebilen bir yapıya kayabilir gibi… Bu bağlamda Hervelle’nin törpülenmiş şut tercihleri ve kontrollü tercihleri takımın yapabilirlikleri için oldukça önemli; zaten Belçika’nın da takım olarak, elbette gücü doğrultusunda, çok düzensiz bir takım izlenimi bırakmadığını da eklememiz gerekir. Burada hem Van Den Spiegel’in tecrübesi ile katacakları hem de C.Beghin’in hem pota altı hem de çemberden uzaklaşarak yüzü dönük oyundaki etkisi ve her iki oyuncunun da nispeten daha düzen içi görüntüsü önem kazanıyor. Charleroi forması giyen Christophe Beghin’in ismini tekrardan telaffuz etmekte fayda var, zira kendisini hem elemelerde takımın en faydalı oyuncularından biriydi, hem de hazırlık döneminde her iki uzun pozisyonunda da Belçika için kilit isimlerden biri olacağı izlenimini verdi. Van Den Spiegel de son baharında, Avrupa basketbolunda son dönemlerini yaşayan tecrübeli isim, basketbolu yakından takip edenler için ekstra motivasyon kaynaklarından biri olabilir Belçika takımında… Mbenga ise uzun yıllar NBA’da forma giymiş, fizik olarak bu takımın (aslında) en dominant uzunu konumunda ama parkede devamlılığı en ciddi sorunu...

Jonathan Tabu, Fenerbahçe Ülker’in bu sene EL’deki rakipleri Bennet Cantu’da forma giyiyor, kendisini ‘muazzam bir oyuncu’ olarak nitelendiremesek de hiç kuşku yok ki her iki guard pozisyonunda da Belçika’nın önemli silahlarından biri. Formasını giydiği Cantu, İtalya’nın dış şut yüzdesi en yüksek takımlarından biri(ydi), orada da kalitenin çok yüksek olmadığı ancak bir düzen içinde oynamayı bilen bir ekip vardı ve Tabu da süre aldığı dönemlerde bu yapıda ciddi katkı verebiliyordu. Belçika’da kendisinden beklenen de benzer bir rol aslında, bunu elemelerde başarıyla yapmıştı, hazırlık maçlarında da çok farklı bir görüntü çizmedi. Yeri geldiğinde Lauwers ve Moors’tan da katkı alarak burada gerek duyulan skor katkısını yapmaya çalıştı. Onun varlığının yanında, takımın en tecrübeli isimlerinden biri, Amerika asıllı Marcus Faison da Belçika’nın kuvvetli bileklerinden biri. 2008-2009 sezonunda sınırlı sayıda maçta da olsa Beşiktaş forması giyerek kendisini bizlere daha yakında tanıtmıştı ama CV’sinin en parlak kısmı İspanya olarak göze çarpar hep (Unicaja forması ile son derece başarılı bir sezon geçirmişti, bu arada parantez içinde parantez, Ukrayna’da yaşadığı ırkçı saldırı da hafızalardan hiç silinmez). Belçika gibi bir takım için iyi oyuncu, iyi skorer, iyi opsiyon…

Belçika, hakkında uzun uzun konuşmanın zor olduğu takımlardan biri; genel olarak kadroya bakıp isimler üzerinden fikir yürütmeye çalıştık, yoksa başta da söylediğimiz gibi bu seviyeler için sınırlı bir kadrodan bahsediyoruz. Onlar tarafından ağızlarda bırakılan tat, ne savunmada ne de hücumda çok nitelikli olmayan bu takımın en azından inatçı bir kimliği olabileceği ve boşlandığında tehlike yaratabileceği yönünde... Kısa vadede yaratabilecekleri en büyük fark Hervelle’i daha verimli kullanmak olabilir, özellikle bize karşı oynadıkları maçta felaketti takımın kağıt üzerindeki en parlak ismi...

Belçika için haddinden fazla iyimser olmaya gerek yok, içinde bulundukları grupta Slovenya ve Rusya’nın çok net gerisindeler ama hedeflerindeki üç takım Ukrayna, Bulgaristan ve Gürcistan olmalı ki onları geride bırakmaya çalışmak da oldukça gerçekçi bir hedef kendileri için. Zaten bu grupta üstteki ikili ile diğer dörtlü arasında epey net bir şekilde seçilebilecek bir farklılık olduğundan-olacağından bahsedebiliriz. Belçika’nın elemelerde gösterdiği performansın benzerini gösterebilmesi onları bu dörtlü içinde gelişmesi muhtemel ‘diğer grup’ içerisinde iddialı kılabilir. Ama olmazsa, bu takım grupta dibi de görse çok fazla şikayetçi çıkabileceğini zannetmiyorum.

İlker ÜÇER
http://twitter.com/ilkerucer
Marko'nun Yeri

0 yorum:

Related Posts with Thumbnails
Zaman darlığından dolayı sitenin güncel olmadığı dönemlerde Twitter hesaplarımızı takip ederek her türlü güncel bilgiye ulaşabilirsiniz.
-
Maliano - http://twitter.com/maliano
 
Maliano - Kaynak göstermeden çalan çırpan Schortsanitis'in altında kalsın...