Sitedeki bütün yazılar tarafımızdan hazırlanmaktadır. Kaynak göstermeden çalan çırpan Schortsanitis'in altında kalsın.

30 Haziran 2010 Çarşamba

Romain Sato Ne Yapacak

2 yorum

Orta Afrikalı yıldız, 2 ve 3 numara Romain Sato 2006'dan beri Siena'da. Sözleşmesini 2013'e kadar uzatan koç Simone Pianigiani Tutto Sport'a göre yeni bir proje üretiyor ve McIntyre, Eze, Domercant ve Sato'yla daha fazla devam etmeyecek. Çeşitli haberlere göre Romain Sato'yla ilgilenen 4 büyük kulüp var; Barcelona, Olympiakos, Khimki ve Real Madrid. Barcelona için ne desem bilemiyorum, o kadar iyi bir kadroları var ki Sato'ya ne gibi bir ihtiyaçları var söylemek anlamsız. Real Madrid için durum daha farklı. Onların kesinlikle Sato gibi bir oyuncuya ihtiyaçları var. Bunun için Kaukenas'ın da içinde bulunduğu bir teklif yaptılar ama reddedildiler. Peki Olympiakos, onlar Childress'ı yüksek maliyetinden dolayı yollamak istiyorlar. 3 numara için ilk düşündükleri ismin Siskauskas olduğu söyleniyor. Vujosevic Siskauskas'ı bırakır mı bilinmez. Corriera di Siena'ya göre Pianigiani çark etti ve Sato'yu takımda tutmak istiyor. Dıştan gelen Scariolo'lu Khimki ise bir sürpriz peşinde. İtalya Ligi'nin 2010 MVP'si Romain Sato ne yapacak? İşte çok bilinmeyenli bir denklem, çık işin içinden çıkabilirsen.

Sergio Rodriguez Röportajı

0 yorum

Sergio Rodriguez bir İspanyol gazetesinin muhabiriyle New York'da buluşup röportaj vermiş ve çeşitli konularda yorum yapmış. Röportajın içeriğine bakarsak;

Real Madrid'le imzaladığı söylenen sözleşme için henüz ortada bir şey yok demiş. 30 Haziran'da yani bugün New York Knicks'le görüşeceğini, bu görüşmeden çıkacak sonuçlara göre hareket edeceğini belirtmiş. NBA ve ACB için görüşleri sorulduğunda, NBA'i en büyük organizasyon, ACB'yi ise arkasından ikinci gördüğünü söylemiş. Rudy Fernandez'in ne yapacağı sorulduğunda, bunu kimse bilemez, Rudy henüz fikrini belirtmedi demiş. Diğer arkadaşı Nocioni sorulmuş ve onun Philadelphia 76'ers'da devam edeceğini söylemiş. Dünya Şampiyonası'nda yer alamaması onu üzüyor mu diye sorulan soruda ise Scariolo'ya şans dilemiş.

Panathinaikos'da Kan Kaybı

3 yorum

Bugün gelen haberlere göre takımın en önemli pota altı silahı Nikola Pekovic, NBA takımlarından Minnesota Timberwolves'dan 3 yıl 15 milyon dolarlık bir kontrat teklifi almış. Yunanistan'da kazandığından 3.2 milyon dolar daha fazla. Bu anlaşma olacak gibi görünüyor. Tek bir engel var o da Nikola Pekovic'in Pana'yla olan anlaşmasını feshetmek için ödemesi gereken 1 milyon dolar. Pekovic'in alternatifi Pekovic'in geldiği yerden gelebilir. Aleks Maric ile ilgileri çok da yeni değil. Obradovic, Pekovic'le oyunu çok benzeyen Maric'i kadroya katmak isteyecektir. Meşhur sözü unutmamak lazım, bir kızı kırk kişi ister bir kişi alır. Maric'in de taliplisi az değil. Şu bir gerçek ki 2009 Euroleague zaferinin en önemli adamlarından birini kaybediyor Panathinaikos.

İkinci gelişme ise çok daha sansasyonel. Belki de Yunanistan basketbol ligleri tarihinin en önemli transferi olacak. Spanoulis'in Dusan Ivkovic'in gelecek sezon kuracağı takımda yer almak istediği, Angelopoulos'lardan gelen teklife evet dediği ve bir kaç küçük pürüz kaldığı söyleniyor. 28 yaşında ve aslen 2 numara olan Spanoulis 2.4 milyon dolarlık bir sözleşme imzalayacakmış ancak sözleşmenin diğer şartlarıyla ilgili başka da bir bilgi yokmuş. Obradovic'in sıkıntıya gireceği nokta işte tam burası olur. Spanoulis'in sıkıntısı da OAKA'ya girmek olur.

Zalgiris'e Yeni Koç : Aco Petrovic

0 yorum

Buradan aslında Romanov'un nasıl bir başkan olduğunu okumak lazım. 2 sıfatla tanımlamak gerekirse, birincisi derebeyi ikincisi şehir ayısı olur kesinlikle. Yine de koç hareketi olabildiğine doğru. Aco Petrovic önemli ve bu takım için olabilecek en doğru koçlardan biridir. Peki bu koçu da enteresan fantazileri ve istekleriyle bıktırıp kaçıracak veya kovacak mı emin değilim.

Petrovic'le 1 yıllık bir sözleşme imzalanmış. Petrovic, Grundwald'e gidip takımın tesislerine uğramış, analizleri almış, gelecek sene için kendi kartlarını belirlemiş. Petrovic akıcı hücum sistemine inanan, bunu genç oyuncularla olabildiğince başarmaya çalışan bir isim. Zaten Dusan Ivkovic'in onu yanında istemesi, onunla beraber çalışmaktan mutluluk duyması bu yüzden. Bir nevi Sırbistan'ın genç oyuncularla, Teodosic önderliğinde ki akıcı hücumlarının mimarıdır Petrovic. Kızılyıldız'da göreceli bir başarı sağladı. Hiç iç açıcı olmayan Kızılyıldız finans durumuna rağmen takımı ayakta tutmayı başardı. Üstelik bunu genç oyuncularla yaptı. Gelecek sene belki Zalgiris Euroleague'de inanılmaz sonuçlar alamayacak, ligde Rytas'ın yine altında kalacak ama şu bir garanti ki Zalgiris herkesin izlemekten memnun olacağı bir takım olacak.

29 Haziran 2010 Salı

Avrupa'da Yeni Bir Sayfa

0 yorum

Vatutin & Vujosevic

Pahalı ve Değerli : Esteban Batista

0 yorum

Fuenlabrada'nın bu sene pota altında büyüyen 2.08 boyundaki devi Esteban Batista pek çok takımın gündeminde. Haberi ve durumu yorumlamadan önce Esteban Batista'nın kariyerine bir bakalım.

Profesyonel kariyerine Uruguay'da başlayan oyuncu, CA Welcome ve Salto'da oynadıktan sonra İspanya 2. Ligi'nde Pozuelo'da oynar. Uruguay'a döner tekrar ve Nacional, Trouville ve de Calpe'de 2004 ve 2005 sezonlarını geçirdikten sonra free-agent olarak Atlanta Hawks'la 2 senelik bir kariyer geçirir, NBA'de oynayan ilk Uruguaylı olur. Boston'a takas edildiği gün serbest kalır ve Maccabi Tel-Aviv'le sözleşme imzalar. Aynı sezon Rusya'nın Triumph Lyubertsy takımına gider ama buradan kişisel sebepleri ve Rusya'ya alışamaması yüzünden ayrılır. 2009'da Fuenlabrada'ya geçer. ACB'de yakaladığı 14.1 sayı ve 8.4 ribaunt istatistikleriyle takımının ligde kalmasına yardımcı olur, büyük takımların ilgisini çekmeye başlar.

Habere göre, daha önceki yazımızda söylediğimiz üzere Caja Laboral'in 5 numara sıkıntısı var. Batista'nında burası için en ideal aday olduğunu düşünüyorum. Alava ekibinin yöneticileri de aynı düşüncede olduğu için onlarda Batista'nın peşinde. Tiago Splitter kadar verimli olamayacağı yönünde gelebilecek eleştirilerde haklılık payı var. Çünkü, Splitter'ın Euroleague ve üst düzey tecrübesine sahip değil Uruguaylı ama patlayıcılığı ve inadıyla en azından bölgenin Caja Laboral için ince bir sızı haline dönüşmesini engeller. Diğer adaylar Barcelona ve Maccabi. Barcelona'nın Kosta Perovic'le anlaşması üzerine bu transfer gerçekleşmeyecektir. Ancak, Terrence Morris'le devam edilmemesi halinde buraya güçlü bir transfer yapmak istenecektir. 4 numarada oynayabilen Batista, bu gelişme halinde ancak Barcelona forması giyebilir. Maccabi ismi ise artık her oyuncuyla anıldığı için ne desek boş, ne desek anlamsız. Yine de kadrosunu boşaltan Maccabi'nin birileriyle doldurması gerek. Ülkemizden de Galatasaray için ismi geçiyor. Ancak bu olasılık biraz düşük. Batista Caja, Barça ve Maccabi olmazsa Galatasaray Cafe Crown'ı tercih eder. Ancak, bütün bu transfer olasılıkları Fuenlabrada'nın insafına kalmış durumda. Zira, Batista'yla 3 yıllık sözleşme imzalayan Fuenlabrada 2 milyon dolarlık bir serbest kalma maddesi koymayı da ihmal etmemiş. İşte Maccabi için duran en büyük engel bu, bütçeleri kısıtlı bir kere. Galatasaray Cafe Crown'ın da bu miktarları bonservis olarak ödeme gibi bir durumu yok. Caja Laboral, Splitter'ı kaybeder ve çaresiz kalırsa bu rakamları ödemek zorunda kalır. Barça ise Caja'yla ikinci maddede birleşirse bu transferi gerçekleştirmek üzere daha gerçekçi adımlar atar. Caja ve Barça için bu adamı değerli kılan bir diğer özelliği İspanya pasaportuna sahip olması. Başlıkta dediğimiz gibi Esteban Batista değerli bir parça ama pahalı. 2 milyon doların karşılığını almak da garanti değil. Fuenlabrada açısından düşünürsek, onları ligde tutan bir adamı kaybetmek istemezler. 2 milyon dolar ise reddedemeyecekleri bir miktar.

Childress Nba'e Geri Dönüyor (?)

0 yorum

Başlıkta soru işaretinin bulunmasının sebebi, sizin de tahmin edebileceğiniz gibi durumun herhangi bir resmiyet kazanmamış olması. Ancak bana göre Childress’ın Nba’e dönmesi artık kesin gibi.

Aslında baktığımız zaman, Childress’ın her alanda gayet başarılı bir sezon geçirdiğini söyleyebiliriz. Özellikle ilk sezonundaki “İdare Eden” halinden epeyce uzaklaşmış gözüktü sene boyunca. İstatistikleri de öyle tabii. Euroleague’deki ilk sezonunda yakaladığı 8.8 sayı ortalamasını, bu sezon –hem de yüzdesini geliştirererk- 15.2 sayıya kadar yükseltti en basitinden. Ve tabii takımdaki rolü, kritik anlarda sorumluluk alması, bazen takımın en önemli skor opsiyonu olması onu takımı için vazgeçilmez bir oyuncu haline getirdi.

Buraya kadar her şey güzel. Ortama uyum sağlayarak kendini günden güne geliştiren bir oyuncunuz var kadronuzda. Ancak bu oyuncunun kontratına bakınca işler biraz değişiyor. Hepimizin bildiği gibi Eurolig’in en yüklü kontratına sahip Childress. 3 sene için alacağı 21 Milyon dolar onu Eurolig tarihinin en pahalı oyuncusu yapıyor.

Şimdi gelelim bu yaza… Olympiakos’un bütçesini belli ölçülerde kısacağı konuşuluyor bu transfer döneminde. Ve doğal olarak ilk göndermek istedikleri isim de Childress. Zira bu sene yaklaşık 7 milyon Dolar (4.5 milyon Euro) alacak Childress ve kadrosunda revizyona gitmeye hazırlanan bir takım –her ne kadar bu takımın ismi Olympiakos olsa da - için de çok yüksek meblağlar bunlar.

Childress her ne kadar “Atina çok güzel, Yunanlılar çok sempatik. Onlara lig şampiyonluğu kazandırmadan ayrılmak istemem.” geyiklerine girse de onun da geri dönüş için çok isteksiz olmadığını belirtmek lazım. Eski takımı Atlanta, Washington Wizards ve Milwaukee Bucks’da onunla ilgilenen takımlar.

28 Haziran 2010 Pazartesi

Barcelona Perovic'le Anlaştı

0 yorum

Barcelona çeşitli takımların peşinden koştuğu, özellikle eski öğrencisini takımına katmak isteyen Vujosevic'in CSKA'sı tarafından alınacağı konuşulan Kosta Perovic'le anlaştı. 2.17'lik pivot, geçen sezon ACB takımlarından P.E. Valencia'da oynadı. İlk 5 çıkacağını zannetmiyorum fakat Boniface Ndong'dan kalan sürede Barça pota altında önemli işler başarabilir. En azından şans bulduğu sürece pota altına sertlik getireceğini şimdiden garanti edebiliriz. Ancak, yer kaplayan pivotlara karşı sorunlar yaşayabilir. Geçen sezon ACB'de 8.6 sayı, 5.1 ribaund istatistikleriyle oynadı. Valencia'nın bu oyuncudan vazgeçmek zorunda kalmasının nedeni paraydı. NBA'de yaptığı kontratın yıllık 1.75 milyon dolar olduğunu düşünürsek, Barcelona ile de bu miktarlara yakın bir paraya oynayacaktır. Son olarak ekleyebileceğimiz diğer nokta Perovic'in Golden State Warriors'la NBA tecrübesi de bulunuyor.

Wisniewski Efes Pilsen'de

2 yorum

Geçen sezonu Maccabi'de geçiren ve Gershon'un hızlı sisteminde verimli olan ancak hem Gershon'un ayrılması hem Maccabi adına sezonun başarısız geçmesi dolayısıyla İsrail temsilcisinin yeni yapılanma için serbest bıraktığı oyunculardan biri olan Andrew Wisniewski Efes Pilsen ile 1 yıllık sözleşme imzaladı. Aslında bu transfer hamlesi ilk 5 için değil. Wisniewski rotasyonda kendine önemli süreler bulacaktır. Çünkü, ortalama üstü bir savunmacı ve topa iyi baskı yapabilme yetenekleri var. Maç içinde savunma 5'ine dönmek isteyen Perasovic'i sık sık Sinan ile birlikte ön alanda Wisniewski'yi kullanırken görebiliriz. Zaten 2006/07 sezonunda Cibona'da oynayan Wisniewski'nin burada kazandığı "Yılın Savunmacısı Ödülü" var. Wisniewski vasat bir pasör, takımı oynatırken zaman zaman sıkıntı çekiyor ama onun için iyi bir şutör diyebiliriz. Sinan ile birlikte daha fazla savunma yapmak isterken bu takım hücumda önemli problemler yaşayabilir. Yine de bench için önemli bir takviye diyebiliriz. Umarım bu anlaşma hem oyuncu hem takım için başarılı olur.

27 Haziran 2010 Pazar

2009-2010 Şampiyonları

0 yorum

Tüm ligler tamamlandı, şampiyonlar, düşenler-çıkanlar belli oldu. Bir çoğu belki biliniyor ama toplu halde bulunsun, geride bıraktığımız sezonun kazanan takımlarının ismi burada da anılıyor olsun istedik. Ülkeler, final serileri ve seri sonuçlarıyla birlikte kazanan takımlar aşağıdaki gibidir:

Avusturya – Allianz Swans Gmunden (3-2 vs BSC Raiffeisen)
Belçika – Spirou Charleroi (3-1 vs Belgacom Liege)
Bulgaristan – Lukoil Academik Sofia (3-1 vs Levski)
Hırvatistan – Cibona Zagreb (3-2 vs Zadar)
Danimarka – Svendborg (4-1 vs Bakken)
Estonya – Tartu Rock (4-2 vs Rakvere)
Fransa – Cholet (81-65 final vs Le Mans)
Almanya – Brose Baskets Bamberg (3-2 vs Deutsche Bank Skyliners)
Britanya – Everton Tigers (80-72 final vs Glasgow Rocks)
Yunanistan– Panathinaikos (3-1 vs Olympiacos)
İsrail – Hapoel Gilboa/Galil Elyon (90-77 final vs Maccabi Tel Aviv)
Adriyatik Ligi – Partizan Belgrado (75-74 final vs Cibona)
Baltık Ligi – Zalgiris Kaunas (73-66 final vs Lietuvos Rytas)
Letonya – Barons Riga (4-3 vs VEF Riga)
Litvanya – Lietuvos Rytas Vilnius (4-3 vs Zalgiris Kaunas)
Norveç – Asker (3-1 vs Tromso)
Hollanda – GasTerra Flames (4-1 vs World Class AA)
Polonya – Asseco Prokom Gdynia (4-0 vs Anwil)
Çek Cumhuriyeti – CEZ Nymburk (4-1 vs BK Prostejov)
Rusya – CSKA Moscow (3-0 vs Khimki)
Sırbistan – Partizan Belgrad (3-0 vs Hemofarm)
Slovenya – Krka Novo Mesto (3-2 vs Union Olimpija Ljubljana)
İspanya – Caja Laboral Vitoria (3-0 vs Regal FC Barcelona)
İsveç – Norrkoping Dolphins (4-1 vs Plannja Lulea)
İsviçre – Lugano Tigers (3-1 vs Benetton Fribourg)
İtalya - Montepaschi Siena (4-0 vs Armani Jeans Milano)
Türkiye – Fenerbahçe Ülker (4-2 vs Efes Pilsen)
Ukrayna – Azovmash Mariupol (3-2 vs Budivelnik)

Jaric'e Yunanistan Yolları?

3 yorum

Real Madrid ve Olmypiakos, transfer piyasasının aktif ve eli güçlü 2 takımının isimleri sürekli farklı oyuncularla anılıyor. Bu haberin konusu ise yollarının çakışması; Yunan medyasından yükselmeye başlayan ve Sırp medyasında da yer bulan haberlere göre Pire temsilcisi Olympiakos'un yeni sezon için düşündüğü isimler arasında Adriana Lima, düzeltiyorum Marko Jaric de var. Yunan temsilcisinin Jaric ile birlikte Spanoulis ve Siskauskas'ı da düşündüğü sıkça dillendiriliyor. Sırp oyuncu konuyla ilgili verdiği demeçlerde kendisinin Yunan pasaportu olduğunu, Olympiakos'un kariyerini devam ettirmek isteyebileceği takımlardan biri olduğunu ancak şu anda Madrid'de bulunduğunu ve karar vermekte acele etmeyeceğini belirtmiş. Real Madrid'in gönderilecekler listesinde ön sıralarda yer alıyor, Olympiakos da gerçekten niyetliyse bu iş olur gibi duruyor. Olursa ne olur, nasıl olur, onu göreceğiz...

26 Haziran 2010 Cumartesi

ACB'de Transfer Günlüğü

2 yorum

Sezonun henüz yeni tamamlandığı İspanya'da transfer piyasası yavaş yavaş hareketlenmeye başlıyor. Avrupa'nın hemen hemen tüm gözde bekarlarının ismi İspanya'nın yağız delikanlıları Barcelona, Real Madrid, Caja Laboral ve Unicaja Malaga ile anılmakta. Hızlandırılmış bir dedikodu seansıyla bunların isimlerini anıyor olalım:

- Şampiyon Caja Laboral'de gündemin ilk maddesi Tiago Splitter ve onu yedekleyebilme telaşı. ACB'nin resmi sitesinde yer alan transfer gündemi kısmında onlarla ilgili görebileceğiniz isimlerin yarısından fazlası uzun oyuncu (ki içlerinde Raduljica, Schortsianitis, Perovic, Macvan, Nielsen gibi oyuncular var), kısalarda ise (Bask medyasında daha önce anlaşıldığı yönünde haberler çıkan) David Logan ön planda. Bask ekibinin transfer stratejisinde Splitter'in oldukça belirleyici olacağı aşikar ancak yakın dönemde herhalde onlardan bir David Logan açıklaması bekleyebiliriz.

- Barcelona müthiş geçirdiği sezonda son düzlükte takılmanın şokunu transfer döneminde atacak gibi gözüküyor. Onlar için de çok fazla oyuncunun adı geçiyor; sanırım en heyecan verici olanı, en azından benim için, Rudy Fernandez. Rubio-Navarro-Fernandez üçlüsünü aynı takımda buluşturabilmek onlar adına daha da renkli bir takım ortaya çıkaracaktır.

- Real Madrid'de ise transfer listesi sürekli güncelleniyor; son eklenen isimler (geçen gün bahsettiğimiz) Mike Batiste ve Romain Sato. Reyes'i takımda tuttuktan ve (resmen açıklanmasa da Maccabi tarafından gelen açıklamadan hareketle doğru varsaydığımız transfer) D'Or Fischer'i kadrosuna katan başkent ekibinde özellikle Sato heyecan verici bir isim olabilir. Kendisini Siena'nın da tutmak istediğini biliyoruz ama masa başında Real'in, alım gücüyle bu transferi bitirebilse gayet olası...

- Unicaja Malaga için son 1-2 günün en popüler isimleri (Benetton ile anlaştığı iddialarını reddeden) Nemanja Bjelica ve geride bıraktığımız sezonda Galatasaray Cafe Crown formasıyla izlediğimiz Simas Jasaitis. Bloga merhaba yazısında kendilerinden ciddi bir toparlanma beklediğimi yazmıştım, halen aynı beklenti içindeyim. Elbette transferin gözdelerinin neredeyse tüm takımlar tarafından isteniyor olması onlar için de dezavantaj ama mevcut kadronun üstüne koyabilecekleri 3-4 isim onları daha iddialı konuma getirecektir.

- Valencia ise transfer dönemi mağdurlarından; başarılı geçen sezonun ardından koçundan oyuncusuna kadar herkese saldırılmış durumda. Neven Spahija Fenerbahçe Ülker'e gitti, Matt Nielsen ayrıldı, Kosta Perovic yolcu, De Colo'nun da NBA yapma durumu var. Savanovic'i kadroya katsalar da epey kan kaybettiler, telafisi zor kayıplar yaşadılar. Onlar için de en güncel isimler Sevilla'nın başarılı sezonunun mimarları Earl Calloway ve Tariq Kirksay. Doron Perkins ile de anlaşmaya yakın oldukları iddia ediliyor, bakalım...

- Normalde bu takımların ardından ViveMenorca için ayrı bir paragraf açmak saçma olurdu ama ACB'nin yeni ekibinin guard arayışında olduğunu ve gözünü diktiği oyunculardan birinin de Efes Pilsenli Kerem Tunçeri olduğunu belirtelim.

ACB ile ilgili transfer gelişmelerini, isimleri birlikte anılan takım ve oyuncuları görmek için şuradan faydalanılabilir. Gerçi "Oraya bakmaya gerek yok, Maliano Blog'da zaten güncel bilgileri buluyoruz" da denebilir, doğrudur. :) Bir de dip not; Perovic ile ilgili bir not düşmek istedim, şuradaki habere göre kendisine 4 teklif var ve biri de İspanya dışından. İspanya dışından olduğu iddia edilen teklif için Fenerbahçe olup olmayacağı sorgulanıyor. Cevabını yakın zamanda otomatikman buluyor oluruz, Fenerbahçe olmasına pek ihtimal de vermiyorum ama biz yazmış olalım, bulunsun.

25 Haziran 2010 Cuma

Dusko Vujosevic CSKA Moskova'da

1 yorum

Rusya ve Sırbistan basını iş bitti diye günlerdir yazıyordu ama resmi açıklama gelmeden kesin şeyler yazmak istemedim. CSKA Moskova resmi sitesinden nihayet açıklama geldi ve Vujosevic CSKA Moskova ile 3 yıllık sözleşmeye imza attı. Vujosevic ismi öyle bir karizmaya sahip ki bu sene rahatça üç kupa kazanıp, bir de takımını Avrupa üçüncüsü yapan Pashutin'in arkasından bile el sallarken insan çekinmiyor. Ettore Messina'dan sonra yepyeni bir sayfa açılıyor CSKA Moskova'da. Bu tip koçlar için her zaman bir endişe sözkonusudur. Egosuz oyuncuları kontrol edip bir çatıda birleştirebilen bazı isimler kuvvetli bütçelerle, egolu isimlerle çalışırken zorlanabilirler. Bunun örneği çok fazladır. Gönül isterdi Türkiye'ye gelsin ama malesef yine rakip benchlerde izleyeceğiz Dule'yi.

Konuşulan rakam resmi olmasa da 3 yıl için 5 milyon euro. Partizan başkanı Danilovic'in açıklamaları da bir o kadar güzel: "Eğer duyduğum rakam doğruysa çok mutlu oldum. Vujosevic bugüne kadar başardıklarının ödülünü almış olacak. Partizan'a gelince, sistem her zaman olduğu gibi devam edecek. Bir kişi gitti diye kulüpteki sistem asla değişmez." Danilovic Partizan efsanesini devam ettirmek için binlerce Sırp'ın böbreğini gözü kapalı vereceği yeni bir isim bulmak zorunda.

Reyes'ten Madrid'e 3 Yıllık İmza

0 yorum

Sezon sonu kontratı biten ama uzatma opsiyonu kulübün elinde olan Felipe Reyes'le uzatma yapılmaması gideceği dedikodularını da beraberinde getirmişti. Yakın arkadaşı Mumbru sayesinde Bilbao'ya imza attığı bile yazıldı. Ama Reyes Real Madrid'de kaldı. Yakın zamanda yapılan büyük revizyonda adının geçmemesini başkan Perez'in "Futbolda Raul neyse basketbolda da Reyes odur." demesine bağlayabiliriz. Uzatma opsiyonu kullanılsa 1.8 milyon euroya bir yıllık kontrat yenileyecek olan Reyes'le kulüp arasındaki görüşmeler olumlu geçti ve Reyes ücretinde indirime giderek 3 yıllık yeni sözleşme imzaladı. yeni kontratıyla yıllık 1.4 milyon euro alacak. Şu şartlarda piyasada bundan çok daha fazla verecek kulüp bulması da zordu zaten. Hem formsuzluğu, hem de yaşının ilerlemesi önemli bir dezavantajdı.

Xavi Pascual Eurolig'de Yılın Koçu

0 yorum

Eurolig kupasını kaldıran muhtemelen bu ödülü de cebine koyacaktı, aksi bir karar skandal olurdu. Kupayı kazanan Pascual de bu sebeple beklenen şekilde ödülün sahibi oldu. Bunun nedeni her sene Eurolig'in kazanana bu ödülün verilmesi değil çünkü geçen sene son dörde kalamayan Dusko Vujosevic bu ödülü almıştı. Esas gerekçe takımlarını son dörde taşıyan koçların tamamının bu sene mükemmele yakın sezon geçirmeleriydi. Pashutin hem Rusya kupasını, hem de mini Eurolig olan VTB ligini kazanmıştı. Vujosevic Sırbistan kupası ve efsanevi Adriyatik finaliyle iki kupayı cebine koyup gelmişti. Giannakis Yunanistan kupasını kazanıp ligde finale yürürken Eurolig'de takımını en büyük kupa için yarıştırıyordu. Pascual ise süper kupa ve kral kupasının yanında Eurolig'in en başarılı takımı etiketiyle finaldeydi. Eurolig'i kazanıp, ACB finalinde süpürüldü ama yine de ödülü kazandı. Arkasından da Vujosevic ve Pacezas geldi. Herkesin rahat alır dediği ACB şampiyonluğunu kaçırması mutlaka burukluk yaratmıştır ama Pascual bu sene hem en genç şampiyon, hem de en genç yılın koçu ünvanlarını aldı. Yeni başkan Rosell kıyım yapmazsa yeni sezonda da yoluna aynı çizgide devam edecektir.

Adam Atıyor Beyler

0 yorum


24 Haziran 2010 Perşembe

Real Madrid'in Uzun Çılgınlığı

1 yorum

Çılgınlık diyorum çünkü artık bu boyutlara gelmiş durumda bana göre. Ante Tomic, Darjus Lavrinovic, Felipe Reyes, Jorge Garbajosa, Novica Velickovic ve hatta Van Den Spiegel. D’or Fischer de geldi, belki eldekilerden ayrılacaklar da var ama şu anda muazzam bir kalabalık söz konusu. Üstelik bu oyuncuların çoğunun, farklı sebeplerden dolayı uzun süreler alması gerekliliği de var; bu da takımdaki dengeleri sağlamak açısından ayrı bir zorluk. Hal böyleyken Real Madrid’in Mike Batiste’ye 2 yıl için 4 milyon dolarlık bir teklif yaptığı haberleri bendeniz Marko’nun şalterlerini attırmış vaziyette. Batiste’nin kalitesi malum, başta da belirttiğimiz gibi Real’in eldeki uzun oyuncu kadrosundan bazı isimlerle devam etmeyeceği de aşikar ancak halen kendileri için en çok ismi geçen pozisyonun uzunlar olması da hayli enteresan. Acaba diyorum, hani elde bu kadar uzun varken, takımın başına yol yakınken Tanjevic’i getirip 5 uzunla mı oynasalar?!

Bu sene nasıl bir kadro kuracaklar bilmiyorum ama geçen seneki yanlışa düşüp (ki şimdi sene sonundaki tabloya bakıp kıvırmayalım, geçen sezonun başında Messina’yı ve yaptığı hamleleri övüyorduk, ancak taşlar yerine oturmadan sürekli bir şeyleri değiştirerek işleri düzeltmeye çalıştılar ve düzeni daha da bozdular) benzer dengesizlikte bir takım kurmaları onlar adına yine hayal kırıklığını beraberinde getirir. Tabii işin bir başka boyutu da eldeki uzunlardan ayrılacak olanların geçeceği takımlar ve bu oyuncularla değişecek dengeler olacak; zira uzun oyuncu bulmanın zor olduğu bir havuzda Reyes gibi, Garbajosa gibi, Lavrinovic gibi isimler halen epey kıymetliler… Spanoulis'ten sonra bir başka PAO'luya göz diken Real'in Atina seferinin sonuçlarını merakla bekliyor, başkent ekibi hakkındaki transfer haberlerini ilgiyle takip ediyoruz.

Maric ve Vujosevic'e Yeni Talipler

2 yorum

Blogun yeni yazarı Mehmet, ilk yazısında "Partizan Yine Yeniden" derken kulübün her sene düzenli olarak geçirdiği dönemi ele almıştı. Parlatılan, cilalanan oyuncular ve kulübün sistemini ayakta tutabilmek için gözü kapalı satılan yıldız oyuncular. Hepsi üretimdeki Partizan'ın dişlilerinin dönebilmesi için geçirilmesi mecbur olan süreçlerdi. Şimdi ise durum biraz farklı. Bu sefer bu sistemi yaratan, çeyizlik nakış gibi işleyen adam, Avrupa'nın her ülkesinde saygı duyulan Vujosevic için ciddi bir talip var. Dule şu anda Avrupa'nın en gözde koçu ve bu haberler çok alışıldık ama bu sefer Sırplar CSKA Moskova'nın işi bitirdiğini yazıyorlar. Vujosevic'in geçen hafta "Reddedemeyeceğim bir teklif olmazsa Partizan'dayım. Bu sistem ben olmadan da yürür çünkü bir kişiye bağlı değil." sözleri olası bir ayrılığın sinyalleriydi. Vujosevic her ne kadar Partizan'a köklerinden bağlı olsa da bir fiyatının olduğunu bu sözlerle cümle aleme duyurmuştu. İşin ilginç tarafı bu haberde adı geçen takımın CSKA Moskova olması. Pashutin Eurolig şampiyonluğu hariç ne kadar kupa varsa aldı, yara almış takımını da birkaç ufak makyajla Avrupa üçüncüsü yaptı. Ya Pashutin CSKA Moskova'dan daha iyi bir teklif aldı, ya Vatutin pervasızca başarılı bir koçun kellesini alacak ya da bu haber dedikodu kazanını kaynatmaktan başka bir işe yaramayacak. Tamam Dule hangi takımın başına geçerse geçsin gidenin arkasından feryat olmaz ama Pashutin'in bu kadar başarılı bir sezondan sonra gönderilmesi de ayrı bir saçmalık olur.

Marketin gözde ismi Maric içinse yine Sırplar Barcelona'nın devreye girdiğini yazdılar. Adı Fenerbahçe Ülker ile geçen ve esasen Panathinaikos'un çok ciddi şekilde ilgilendiği Maric bundan 1 sene önce Granada'da oynarken Barcelona deplasmanına gittiğinde o formayı giyeceğini aklına getirmiyordur ama işte Partizan böyle bir takım. Ama esas mesele Partizan'ın parlattığı Maric'i almak değil. Maric'i bu rakamlara ulaştıran oyun anlayışını ve oyuncuları sisteme monte etmediğiniz sürece Maric'in bu noktalara tekrar ulaşma şansı yok. Örneğin sürekli dışardan oynayan 4 kısalı bir takımda Maric'in şamar oğlanına çevirebilir rakip takımlar. Partizan'dan oyuncu alırken mutlaka kendi sisteminizi gözden geçirip, doğru hamleyi yapmak zorundasınız. Sırplar Barcelona'nın ikinci seçenek olarak da Borousis'i düşündüğünü yazmışlar. Sanırım haberler İspanya kaynaklı.

Marko Tomas Transferi ve Fenerbahçe

0 yorum

Hırvat oyuncuyla ilgilenildiğini, hatta imza aşamasına çoktan gelindiğini farklı kaynaklardan okuyorduk. Sürpriz olmadı, İtalya ve İspanya'daki taliplerine de rağmen Tomas Fenerbahçe'nin yolunu tuttu. Spahija'nın varlığı Ukic'i tutmaya, Tomas'ı kolundan tutup getirmeye yetti. Yerli statüsünde oynayacak Emir ile birlikte kısa forvet pozisyonunu, Ukic-Engin ile de oyun kurucu mevkisini sağlama almış bir Fenerbahçe Ülker'den söz edebiliriz. Şimdi gelecek hamle(ler) kuvvetle muhtemel uzun rotasyonuna olacak, orada hareketlilik yaşanacaktır. Eldeki Greer-Vidmar gibi yabancıların varlığı da halen belirsiz elbette...

Biraz Tomas'tan bahsedelim, Emir gibi çok yönlü bir oyuncu olarak piyasaya çıkmış ve erken yaşta Zagreb'te parlayıp Real Madrid ile İspanya'nın yolunu tutmuştu. Özellikle Real dönemlerinde patlama yapamadı, belki 1-2 sene daha, çok daha uzun süreler alabileceği yerlerde kalmamanın sıkıntısını yaşadı; önce 07-08 sezonunda Fuenlabrada'ya kiralandı, ardından Real Madrid'e dönüp geçen sezon da Cibona Zagreb'in yolunu tuttu. "Çok yönlü bir oyuncu" dedik, yıllar ilerledikçe pozisyonu oturdu, Avrupa'nın en iyi forvet oyuncuları arasında sayılmaya başlandı.Geçen sene, çok fazla kozu olmayan Cibona'da sivrilen en önemli isimlerdendi. Takımının en çok süre alan, en çok top kullanan ve en çok sayı atan oyuncusuydu. 4-5 senelik bir aradan sonra bir takımın yıldız oyuncusu misyonuna soyundu ve bu görevle de başarılı bir sezon geçirdi. 16 EL maçının tümünde forma giydi; EL'de en çok sayıyı (28) Zagreb'deki maçta Fenerbahçe'ye karşı attı, takımının galibiyetinde önemli rol oynadı.

Skorer, kendi şutunu yaratabilen, potaya gidebilen, takım oyuncusu kimliği ön planda bir isim Marko Tomas. Kıta dışından getirip alışma süreci riskini alabileceğiniz Amerikalı kısa forvetlerden çok daha mantıklı bir hamledir kanımca. Üstelik Fenerbahçe'ye oynamaya alışmış, 2 başarılı sezon geçirip tekrar ısınmış bir şekilde geliyor. Spahija-Ukic ikilisiyle birlikte olacak olması avantajı, Hırvatistan'da Fenerbahçe'nin aradığı pozisyonlarda oyuncu kalmadığı için Spahija'nın farklı ülkelere yöneleceğini ve takımdaki Hırvat sayısının 3'te kalacağını düşünüyorum. Salsa Basket Kaya'nın geleceğini ve Oğuz'un kaldığını yazmış; Kaya'yı biliyor ya da tahmin ediyordum kendi adıma ama Oğuz'un kalması sürpriz oldu. Bu durumda hali vakti yerinde bir 4 numara transferi Fenerbahçe Ülker adına ufukta gözüküyor diyebiliriz, en azından öyle umuluyor. Uzun lafın kısası Marko Tomas'a da hayırlı olsun. Yazıyı da şuraya bağlayalım; bu sene çok daha iyi bir TBL seyredeceğiz...

Partizan - Yine, Yeniden

1 yorum

Hepimizin bildiği üzere beklentilerin çok üzerinde, başarılarla dolu bir sezon daha geçirdi Partizan. Ve yaz aylarının gelmesiyle, onlar için yaprak dökümü niteliği taşıyan transfer dönemi de başlamış oldu haliyle. Yaprak dökümü dedik, biraz açalım;

İki sene önceye, yani 2007-2008 sezonuna gitmekte fayda var. Hatırlarsınız, Partizan o sene Euroleague’in en büyük sürprizini gerçekleştirmişti ve Top 16 gruplarını Panathinaikos’un üstünde bitirerek çeyrek finale kadar yükselmeyi başarmıştı. Bu başarıyı kazanan kadronun iskeletini ise Pekovic, Kecman ve Milt Palacio oluşturuyordu. Sonrasını biliyoruz zaten. O transfer döneminde -doğal olarak - Avrupa’nın elit kulüpleriyle yarışamadılar ve Pekovic ile Kecman’a Pire, Palacio’ya ise Khimki yolu gözüktü.

Ha keza 2008-2009 sezonu da öyle. Yine beklentileri fazlasıyla aşan bir takım ve vitrine çıkarak dev takımların dikkatini çeken oyuncular. Bildiğimiz gibi, Vujosevic’in elinin değmesiyle Avrupa’nın elit pivotlarından biri haline gelen Lasme ve kendilerini günden güne geliştiren Sırp yıldızlar Velickovic, Tripkovic ve Tepic daha büyük bütçeli takımlara transfer oldular. Hatta bu oyuncuların katkılarını daha somut verilere yansıtıp, takımın kaybının gözler önüne sermek istersek, bu dört oyuncunun takımın skor yükünün %63’ünü çektiğini belirtebiliriz. Gelelim bu seneye.

Bütün kilit oyuncularını kaybetmesine rağmen yeniden ayağa kalkmayı başardı Partizan. Vujosevic’in alıştığımız başarılı Amerikalı tercihleri, takımda rollerin çok iyi belirlenmesi, genç oyuncuların kendilerini geliştirerek takımı daha da ileriye taşımaları takdir edilesi. Ve sonunda Avrupa’nın tartışmasız en başarılı takımı, Adriyatik ve Sırp ligi şampiyonlukları ve tabii ki Final 4.

Takımda çok önemli roller üstlenen Bo McCalebb, Vesely , Maric, Lawrence Roberts gibi oyunculara da teklifler yağıyor bu dönemde. Zaten hepimiz gayet iyi biliyoruz ki, Avrupa’nın devlerine karşı bu oyuncuları takımda tutmak çok zor. Hatta Vujosevic’inki gibi bir bağlılığa sahip değillerse, imkansız bile diyebiliriz.

Bitirelim… Doğrusu ben pek de endişeli değilim Partizan adına. Sonuçta ellerinde Djekic gibi parlamaya hazır genç oyuncular, Avrupa’nın en iyi taraftarı ve tartışmasız en iyi koçu olan Vujosevic var.

23 Haziran 2010 Çarşamba

Caja Laboral'de Hareketli Günler

5 yorum

Caja Laboral, Prokom'un bu sene önemli işlere imza atan iki önemli isminden biri olan David Logan'la önümüzdeki günlerde sözleşme imzalayacak. Konumuz olmamasına rağmen, yeri gelmişken söyleyelim, Prokom'un diğer yıldızı Qyntel Woods da NBA takımlarından New Jersey Nets'den bir teklif aldı. Neyse, Polonya pasaportuna sahip David Logan, Dusko Ivanovic'in sevdiği tipten bir oyuncu. Öncelikle çok iyi skorer, 1 ve 2 numaraları başarıyla savunabiliyor ve bu mevkilerde oynayabiliyor. Geçen sene oynadığı Euroleague karşılaşmalarında ortalama 36 dakika süre alarak 15.3 sayı, 2.6 ribaund, 3.4 asist ortalamaları tutturdu. 27 yaşında, 1.84 boyunda olan yıldız oyuncu, çok güçlü bir fiziğe sahip, potaya sıklıkla penetre edebiliyor ve saha görüşü mükemmel. Geçen sene Prokom'da sıklıkla 2 numara oynadı ve takımını oynatmada da oldukça başarılı. Daha önce dediğimiz gibi tam koç Ivanovic'in sevdiği ve ihtiyacı olduğu tipten bir kombo guard.

Gelelim Caja Laboral'deki sözleşme durumlarına. Şu an gelecek sene devam edeceği belli olan sadece 5 oyuncu var; Marcelinho Huertas, Pau Ribas, Brad Oleson, Mirza Teletovic ve Fernando San Emeterio. Kulübe gelişi mutluluk yaratan Walter Hermann için kulüp bir çıkış yolu arıyor. Beklenen performansı verdiğini söylemek zor. O konuda gidecek, kalacak demek yanlış olur. Zira şu an bu durumu koç Ivanovic dahil Baskonia yöneticilerinin de net olarak bilmediğini söylemek lazım. Bir diğer oyuncu Lior Eliyahu'nun durumu ise tıpkı Hermann gibi. Onunla da görüşmelere başlamak için Eliyahu'nun dönmesi bekleniyor. Kanadalı şutör Carl English'le yollar kesin olarak ayrıldı. 2.17 lik pivot Stanko Barac ise sakat ve antrenmalara başlaması için en az 2 ayı olduğu söyleniyor. Caja Laboral'in büyük yıldızı Tiago Splitter de NBA yollarında. Şu an o bölge için ortalıkta bir isim dolaşmıyor ama 3. şampiyonluğunu kazanan Alava ekibinin bu başarısını tekrarlaması için oraya önemli bir oyuncu transfer etmesi gerekiyor.

22 Haziran 2010 Salı

Dusan Ivkovic Olympiakos'ta

0 yorum

Yunan medyasında ve Olympiakos taraftar sitesinde söylendiğine göre Ettore Messina'yı daha fazla beklemek istemeyen Panagiotis ve George Angelopoulos kardeşler Avrupa'nın en kariyerli koçlarından biri olan Dusan Ivkovic'le anlaştı. 11 yıl sonra tekrarlanan Ivkovic-Olympiakos birlikteliğini yorumlamak için kesin imzaları bekleyelim. Ivkovic'in Olympiakos'ta, eylül ayında Türkiye'de oynanacak Dünya Şampiyonası'ndan sonra çalışmaya başlayacak. Yine de şimdiden Dusan Ivkovic'in kariyerine kısaca bir bakmakta fayda var.

1943 doğumlu Sırp koç, Partizan, PAOK ve Olympiakos'la 1'er kez(96/97), Cska Moskova'yla 3 kez lig şampiyonluğu yaşarken, 79'da Partizan'la Korac Kupası, 97'de Olympiakos'la Euroleague, 2000'de AEK'yla Saporta Kupası, 2006'da Dinamo Moskova'yla ULEB zaferleri yaşadı. 88 Olimpiyat Oyunları'nda Yugoslavya'yla final yaşayan Ivkovic, 89, 91, 95 Avrupa Şampiyonaları'nda altın madalya, 2009'da Sırbistan'la gümüş madalyada kalırken, 90 Dünya Şampiyonası'nda da Yugoslavya'yla zafere ulaştı. Kariyeri boyunca bir çok kulüp takımı çalıştıran koç, 58/68 yılları arasında ki oyunculuk kariyerinde Radnicki Belgrade'da oynadı.

Hayallerimizin 3 Numarası

0 yorum

Rudy Fernandez, Barça'nın gelecek sezon hayallerinde ki 2 numaraysa, Jan Vesely de 3. Henüz 20 yaşındaki Çek forvet, 2.10 boyuna rağmen hızı ve çevikliğiyle, savunma enerjisi ve kazanma azmiyle Barcelona'yı bu yolda gitmeye zorluyor. Genç oyuncunun kafasından geçen, bu sene de Partizan'da kalıp, gelecek sene NBA draftlarında ilk turdan seçilmek. Sözleşmesinde bonservis bedeli miktarı bulunmayan oyuncu eğer Barcelona'yı seçerse 2 yıl burada kalacak ve 22 yaşında Barcelona onu Birleşik Devletler'e yollayacak. Barcelona'nın önerdiği rakamlara asla çıkamayacak olan Partizan, oyuncusunu kaybetmek istemiyor. Toni Kukoc'a çok benzeyen Vesely, parayla ayartılabilecek mi göreceğiz. Sadece para da değil üstelik, Avrupa kariyerine olası bir Euroleague şampiyonluğuyla veda etmek isteyebilir.

Bu haberin ışığında Barcelona'nın 3 numarası Pete Mickeal ise daha çok maaş istiyor. Real Madrid'in yüksek bir teklif ilettiği bildirilen Mickeal'in gönlünde yatan New York Knicks. Geçen sene maaşının %15'ini vergilerle kaybeden Mickeal, NY ihtimalinin giderek azalması karşısında en azından Barcelona'da oynamak istiyor ama istediği paralara. Bu durumun da tıpkı Roger Grimau gibi ay sonunda çözüleceğini düşünüyoruz.

Barcelona'nın gündemindeki bir diğer 3 numara Bjelica ise Vesely'den daha kolay. Kızılyıldız'da oynadığı için transferinde pek pürüz çıkacağını zannetmiyoruz. Fiziksel özellikleri ve sahadaki oyunuyla Vesely'e çok benzeyen Bjelica, yine de Vesely kadar iyi değil.

McIntyre Nereye

0 yorum

Avrupa'nın en değerli oyun kurucularından birinin peşinden 3 takımın birden olduğu söyleniyor. Bu takımlar Unicaja, Olympiakos ve Efes Pilsen. Bu takımlara biraz ağırdan alan Barcelona'yı da ekleyebiliriz. McIntyre ise 33 yaşında ve basketbol dünyasından ayrılmadan önce, en azından oyuncu olarak, bir büyük sözleşme yapmanın peşinde. Geçen sene ayrılmanın eşiğine gelen ve 1 milyon doların üzerinde bir teklif alan McIntyre, yine de tercihini Siena'dan yana kullanmıştı. Bu sene sergilediği performans Siena yönetimi ve taraftarlarınca pek kabul edilmedi ve hayal kırıklığı yarattı. Siena'nın istediği paraları vermemesi bu yüzden.

Kariyerinde yerel lig şampiyonlukları bulunan McIntyre, Euroleague'de de kendini kanıtlamak istiyor. Para yönünden transfer, 3 takım ve dıştan gelen Barcelona için açık artırma gibi. En iyi teklifi Efes Pilsen'in yaptığı söyleniyor. Efes Pilsen'in böyle bir transfere ihtiyacı olduğu tartışılamaz. Olympiakos açısından ise sadece düşürülmek istenen maaşlar olabilir, ki McIntyre'nin isteyeceği 2 milyon dolar kırmızılar açısından maaşları düşürmek anlamına gelir. Barcelona ise oyun kurucu rotasyonunu ne olursa olsun kaliteli bir şekilde alternatiflendirmek istiyor. Euroleague 09/10 sezonunda seviye tırmandığı zaman, Ricky Rubio'nun acemilik çektiği anlara rastladık. Bu dönemde koç Xavi Pascual Jaka Lakovic'e şans verdi. Bu sene Ricky aynı acemilikleri yaşayamayabilir ama Barça cephesi bu riski taşımak istemiyor. Unicaja ise bu yarışta McIntyre'nin hem para hem kariyer isteği açısından en düşük ihtimal gibi duruyor.

Unicaja açısından bugün değişen bir durum var. McIntyre'den 10 yaş daha genç ve bu sene Cibona'da sadece Marko Tomas'dan yardım alarak Top16 yapan, 23 yaşındaki Amerikalı Jamont Gordon. Geçen sene Euroleague'de 13.9 sayı 3.8 asist ortalamaları tutturan yıldız oyuncu, Top16'da rakamlarını 20 sayı 5 asistin üzerine çıkarmıştı. Mali dengelerini korumak isteyen Unicaja için en iyi çözüm, şutör pozisyonunda da çok iyi işler çıkaran Gordon gibi duruyor. Ancak, bu transferin önünde duran engel, Gordon'ın bu yaz NBA Yaz Ligi'ne katılmak ve sonrasında şansını NBA'de denemek istemesi.

Unicaja Malaga & DKV Joventut

0 yorum


Bloga "merhaba" için enteresan bir konu oldu, biraz sesli düşünme tadında... İkisi de İspanya basketbolu için çok önemli takımlar; her daim kafaya oynayan, en azından kafaya oynayan takımlara kafa tutan sert ve zorlu ekipler-deplasmanlar olmuşlardır. İki takımın da güçlü bir Avrupa geleneği, kağıt üzerindeki iyi-vasatın üzerindeki kadrolarına (çoğu İspanyol takımında olduğu gibi) omuz veren çok güçlü taraftar destekleri var. Her ikisinin de Avrupa basketbolunu takip edenler için önemli yerleri olduğunu düşünüyorum, tıpkı ACB’nin kalitesindeki katkılarında olduğu gibi…

Biraz bakındım, yanlış görmediysem 2001-2002 sezonunda beri ilk defa Play-Off dışında kalmış Badalona; kolay değil, çok oyuncu, takımın ruhu olan isimleri kaybettiler. Malaga da sene boyunca sakatlık ve sorunlarla boğuştu, guard rotasyonunda aradığını bulamadı, istediği seviyeyi yakalayamadı. Bu sene Valencia, Sevilla ve hatta Estudiantes’ten gelen ekstra sayılabilecek katkı ACB için onların alışıldık performanslarının eksikliğini bir parça da olsa tolore etti ancak onlarsız olmuyor. Malaga’ya haksızlık etmeyelim, normal sezonu 5. bitirdikten sonra saha dezavantajına rağmen senenin flaş takımlarından Valencia’yı geçip yarı final gördüler. Yine de hem Malaga hem de Badalona daha iyi görmeye alışkın olduğumuz takımlar…


Önümüzdeki sezona baktığımızda Malaga’nın işi biraz daha rahat, en azından onlar hakkında daha pozitif olabiliriz; transfer döneminin başında yükselen sesler de kadroyu tekrar 1 basamak yukarı çekme amacında olduklarını gösteriyor. Jiri Welsch, Berni Rodriguez, Omar Cook gibi oyuncularla yollar ayrıldı; Neal-Dowdell ikilisinin durumları da belirsiz. Kısalarda çok ciddi bir değişiklik yaşamaları muhtemel; oyun kurucu pozisyonu için eski oyuncuları Cabezas ve Efes ile de adı ciddi şekilde anılan McIntyre gündemde. Rafa Martinez, Thomas Kelati ve Simas Jasaitis gibi oyuncular da Malaga ile isimleri anılan tanıdık yüzler… Printezis-Freeland ikilisi bir yere kıpırdamayacakmış gibi gözüküyor, halen “genç” diyebileceğimiz 2 oyuncu da onlar için oldukça önemli. Kötü geçirilen sezonun ardından daha iyi bir kadro onların Caja Laboral-Barcelona-Real Madrid üçlüsüyle aralarındaki makası daraltacaktır, temennimiz bu diyelim.

Badalona için ise çok olumlu konuşmak mümkün değil, en azından şimdilik… Son yıllarda alttan çıkardığı oyuncuların hepsini kaçıran-elden çıkaran Badalona, bu isimlerin yerini doldurmakta çok ciddi şekilde zorlandı ve zorlanmaya da devam edecekmiş gibi gözüküyor. Henüz “ilgilenilenler” kısmı onlar için çok dolu değil (taze çıkan haberlere göre Quinton Hosley ile ilgileniyorlar), ayrıca eldeki uzunların hemen hepsinin durumu belirsiz, Clay Tucker da takımda olmayacak. Rubio-Rudy Fernandez-Lubos Barton gibi isimlerle yakalanan seviyenin yine çok uzağında kalmaları muhtemel gözüküyor; umarım transfer döneminin ilerleyen günlerinde beni yamultacak hamleler gelir kendilerinden…

Fransa'nın Aday Kadrosu Açıklandı

0 yorum

Koç Vincent Colet aday kadroyu açıkladı. Bir çok NBA yıldızını bir arada bulunduran Fransa'da, Erman Kunter'in takımı Cholet'den de Fabian Causeur, Mickaël Gelabale, Kevin Séraphin bulunuyor. Tony Parker'ın yokluğunda bu sene NBA'de beklentilerin üstünde iş çıkaran Rodrigo Beaubois'e güvenecekler. Nando De Colo ve Yannick Bokolo, koç Colet'nin bu bölge için düşündüğü isimler. Özellikle, bu sene NBA draftlarında ilk turdan seçilmesi beklenen Kevin Séraphin de turnuvada önemli işler başarmak istiyor. Turnuva hazırlıklarına 25 Temmuz'da Pau'da başlayacak olan Fransa, kadroyu 14'e düşürdükten sonra ABD'ye giderek, Madison Squre Garden'da ABD'yle bir hazırlık maçı oynayacak. Tony Parker'ın eksikliğine rağmen, yine de önemli isimleri bulunduran Fransa, eğer takım oyununu ve doğru stratejiyi elde ederse turnuvada iz bırakabilir. Fransa; Kanada, Litvanya, İspanya, Lübnan ve Yeni Zelanda ile birlikte D grubunda bulunuyor.

İşte aday kadro;

Rodrigue Beaubois (Dallas, NBA), Yannick Bokolo (Gravelines-Dk), Fabien Causeur (Cholet), Nando De Colo (Valencia), Antoine Diot (Le Mans), Nicolas Batum (Portland, NBA), Mickaël Gelabale (Cholet), Edwin Jackson (Rouen), Charles Lombahé-Kahudi (Le Mans), Alexis Ajinça (Charlotte, NBA), Boris Diaw (Charlotte, NBA), Alain Koffi (Badalona), Ian Mahinmi (San Antonio, NBA), Joakim Noah (Chicago, NBA), Florent Piétrus (Valencia), Kevin Séraphin (Cholet), Ali Traoré (ASVEL), Ludovic Vaty (Orléans), Aldo Curti (Orléans), Dounia Issa (Vichy), Aymeric Jeanneau (ASVEL), Abdou M'Baye (Dijon), Adrien Moerman (Orléans), Johan Petro (Denver, NBA)

21 Haziran 2010 Pazartesi

Grimau Konusunda Zor Karar

0 yorum

Barcelona'da 31 yaşındaki kaptan Roger Grimau'nun sözleşmesi bir türlü uzatılmadı. Bunun için ay sonunu bekleyen Barça'da Grimau denklemi çok çetrefilli. Bir tarafta takımın temel yapıtaşlarının en önemlisi olması ve bu sene pek şahit olmasak da 7 yıllık Barcelona kariyerinde takımın içine düştüğü bir çok krizde, oyuncuları bir arada tutan, taraftarla diyaloğunun da çok iyi olması gitmesini zorlaştırıyor. Ancak iyi günlerinin geride kalması, yaşının geçmesi ve guard rotasyonuna daha etkili takviyeler yapılmak istenmesi ise gönderilmek istenmesinin sebepleri. Grimau'nun gitmesi durumunda, taraftarla birlikte, yerel medyayı da muhtemelen karşısına alacak olan Barça yönetimi, daha ilk günlerden bunun olmasını istemiyor. Yeni başkan Sandro Rosell'in seçim vaatlerinden olan Rudy Fernandez ise bütün bu dezavantajların antikoru gibi duruyor. Ancak Rudy'nin transferi o kadar da kolay değil. Peşinde Real Madrid'in de olduğu bilinen bir gerçek. Diğer büyük Avrupa takımlarının da yakın merceğinde olan yıldız oyuncunun, yine de Avrupa'ya Badalona günlerinden sonra bir diğer Katalan takımıyla devam etmek istemesi de Trail Blazers'la devam etmesi de mümkün. Takımın bu sembolik oyuncusunu gönderebilmek için Rudy'e ihtiyaçları var.

Yine de bugünden belli olan bir durum varsa o da Gianluca Basile ve Lubos Barton'la yollarını ayırdılar. Lubos Barton'ın gönderilmesi pek önemli olmasa da, rotasyonda 16 dakikalık bir yer kaplayan Basile yerine bir oyuncu alacaklarını şimdiden söyleyebiliriz.

Real Madrid'de Erozyon Devam Ediyor

0 yorum

Real Madrid'de kadro hareketliliği devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde D'or Fischer'la 1 milyon dolarlık bir kontrat imzalayan Real Madrid, bugün tam 5 oyuncusuyla yollarını ayırdı. Marko Jaric, Rimantas Kaukenas, Vladimir Dasic, Travis Hansen ve Tomas van der Spiegel serbest bırakılan oyuncular oldular. Dasic, Hansen ve v.d. Spiegel sürpriz olmadı ama özellikle Siena'dan yüksek beklentilerle gelen Kaukenas ve Virtus Kinder Bologna'da Ginobili'yle birlikte Ettore Messina'nın hızlı ve akan oyununda önemli bir yer tutan Marko Jaric'in serbest bırakılması şaşırttı. Sezon içinde önemli süreler alamasalar, zaman zaman kesik yeseler de önümüzdeki sezonda Madrid'de olacaklarını tahmin ediyorduk.

33 yaşında ki Kaukenas, Real Madrid'de ise 29 ACB maçında 18.4 dakika, 18 Euroleague maçında 20.9 dakika sahada kalıp toplamda %39'la 3'lük atmıştı. Siena'da aldığı sürelere göre her iki alanda da 10'ar dakikalık azalma olmasına rağmen ortalamalarında bir değişiklik yok. Şimdi, Kaukenas'ın yine önemli bir Avrupa takımına gideceğini tahmin edebiliriz. Zira Kaukenas için zirveden düşmek için henüz çok erken. Marko Jaric için ise söyleyecek pek fazla söz yok. Messina ortak geçmişlerine güvenip, sezon içindeki aksaklıkları bir şekilde gidermek için çok fazla oyuncu tercih etti. Jaric'in ilk gelişindeki heyecan bile Adriana Lima'nın Avrupa topraklarında olmasıydı. Jaric daha fazla ısrar edebilir, ancak basketbol onu bırakmış.

Dasic ve v.d. Spiegel ise D'or Fischer'ın gelişinden sonra birilerinin zaten kadrodan gönderileceğini biliyorduk. Şu an 4 ve 5 pozisyonlarında toplam 5 oyuncusu artı Felipe Reyes'i var. Felipe Reyes'le de kontrat uzatma görüşmeleri devam ediyor. Real Madrid için bu bölgeye değil 3 numaraya takviye gerekebilir. Avrupa'ya dönme ihtimalleri olan Nocioni ve Rudy Fernandez'den biri gelebilir. Ancak, söylemek gerekir ki Nocioni ile Caja Laboral, Rudy Fernandez'le de Barcelona'nın yakın teması var.

Efes Pilsen'in Yeni Koçu Perasovic

1 yorum

Az önce resmi siteden açıklama geldi. Efes Pilsen'i yeni sezonda Hırvat koç Velimir Perasovic çalıştıracak. Hem Tau Ceramica'da, hem de Cibona'da iyi işler çıkaran Perasovic bu sene düşük bütçesiyle Cibona'yı Fenerbahçe Ülker'in önünde Top 16'ya çıkarmayı başarmıştı. Adriyatik Finali'nde de Kecman'ın mucizevi üçlüğü olmasa, lig şampiyonluğunun yanında o cephede de şampiyon oluyorlardı. Resim de o üçlük sonrası hayalkırıklığı atmosferinden. Hayırlı olsun diyelim Efes Pilsen'e.

Avrupa Kupalarında Kura Çekimi 8 Temmuz'da

0 yorum

Eurolig'de normal sezon grupları ve eleme turları eşleşmeleri, Eurocup'ta eleme turları eşleşmeleri ve Euro Challenge'da normal sezon grupları 8 Temmuz'da Barcelona'da yapılacak kura çekimiyle belli olacak. Kura çekimi Türkiye saatiyle 12:15'te başlayacak ve Eurolig resmi sitesinden canlı izlenebilecek. Muhtemelen Sky Türk'ten de canlı yayınlanır. Statüyle ilgili bir yazı yazacaktım aklımda ama sistem o kadar karışık ki işin içinden çıkmak çok zor. Üstelik bu ay sonunda açıklanacak ülke sıralamasına göre kontenjanlar da belli olacak. Şu an için kesin olan garanti kontratı olan 13 takımın ve Cholet, Rytas, Bamberg gibi şampiyonların Eurolig'e katılmasının kesin olduğu. Ayrıca Final Four oynayan Barcelona, Olympiakos, Partizan ve CSKA Moskova'nın da kurada seri başı olduğu. Ay sonunda durum netleştikçe daha kesin bir tablo ortaya koyabiliriz.

D'or Fischer Real Madrid'de

0 yorum

Transfer söylentisini ilk duyduğumda pek inanasım gelmemişti. Kafamda bir türlü D'or Fischer'la Messina sistemini oturtamamıştım. Ama Maccabi Tel Aviv resmi sitesinde Fischer'ın Real Madrid'le sözleşme imzaladığı açıklandı. Real Madrid tarafında ise şu an sessizlik hakim. Sezon boyu Messina'nın en çok sıkıntı çektiği nokta uzun pozisyonuydu. Bu sene en ciddi takviyelerin oraya gelmesi de beklenen bir gelişmeydi. Pekovic'le çok ciddi ilgilendikleri haftalardır konuşuluyor ama ilk transfer D'or Fischer oldu. İstekli, savaşçı bir oyuncu ama sırtı dönük hücumda ve güçlü oyuncuları birebir savunmada ciddi sıkıntısı var. Orta mesafe şutları ise rakipler için oldukça ciddi bir tehdit. Real Madrid'de bireysel blok merakından sıyrılıp takım savunması konusunda kendini geliştirirse süre bulabilir. Açıkçası ben Fischer'in Madrid'de bench oyuncusu olmaktan ileriye gidebileceğini düşünmüyorum. Hatta Messina'nın bir hışımla alıp, maç başına 1-2 dk oynatarak hayata küstürdüğü isimlere yeni sezon için en büyük aday olabilir. Maccabi Tel Aviv taraftarı tarafından çok seviliyordu Fischer. Hatta bazıları herkes gitsin Fischer kalsın diyordu. Onlar için de ciddi hayalkırıklığı oldu. Blatt artık Loren Woods'la irtibat kurar. Ne de olsa komşuda oynuyor, alışmıştır Orta Doğu'ya.

Marko Artık Maliano Blog'da

6 yorum

İnternette takip ettiğim blogların en başında Marko'nun Yeri geliyor. Sadece aynı konulara meraklı olduğumuz için değil; üslubunu, yorumlarını ve etik çizgisini de her zaman takdir ettiğim içindir bu ilgi. Aslında daha önce bu konuda ortak fikre varmıştık ama İlker'in endişeleri sebebiyle rafa kaldırdığımız bir birliktelik arayışı olmuştu. Endişeler giderildi ve Marko (İlker) da artık burada Avrupa basketbolunun altını üstüne getirecek. Yakın zamanda yoğun olarak başlayacak iş hayatı sebebiyle güncelliği korumak için bir arkadaşı daha kadroya katabiliriz. Kendisine hoşgeldin diyorum, iyi ki de geldi. Bu saatten sonra hangi takım hangi oyuncuyu alırsa alsın Avrupa'da yılın transferi benim için budur. Artık mesajların altındaki yazar kısmına daha dikkatli gözlerle bakmak gerekecek. Kendi blogunu daha farklı bir konseptte devam ettireceğini de iletmiş olayım.

Ekleme: Deneme Yazıları sitesinin editörlerinden Hakan Celep de bu yoğun trafikte bize yardımcı olacak.

Daha önce Caner Eler'in de siteye katkıları olacağını söylemiştim ama yoğun temposu sebebiyle bu konuda malesef arzuladığımız noktaya gelemedik. Bu konuda hayalkırıklığına uğrattığım birileri olduysa verdiğim sözün getirdiği mahçubiyetten ötürü özürlerimi ileteyim. Caner yazabildiği sürece yine yazıları burada yayınlanacakstır.

19 Haziran 2010 Cumartesi

Almanya'nın Hazırlık Kadrosu Açıklandı

2 yorum

Polonya'da Nowitzki'siz aradığını bulamayan Almanya Milli Takımı'nda Bauermann 16 kişilik hazırlık kadrosunu açıkladı. Geçtiğimiz günlerde röportaj yaptığım Schaffartzik de aday kadroya çağrılan isimlerden biri. Aynı şekilde o röportajda adı geçen genç oyuncuların tamamı aday kadroda. Ama listede bir ismin eksikliği dikkat çekiyor. O da Dirk Nowitzki. Polonya'da dinlenip, ülkesi wildcard aldığı takdirde Dünya Şampiyonası kadrosunda olacağını açıklayan Nowitzki'nin ve Kaman'ın durumları netleşmediği için Bauermann bu isimleri kadroya eklemedi ve hazırlıklarını onların yokluğuna göre yapıyor. Ama bu, ikilinin Dünya Şampiyonası'nda olmayacağı anlamına gelmiyor. Bir nevi "Gelirlerse başımızın üstünder yerleri var, gelmezlerse bu kadroyla başımızın çaresine bakacağız." mesajı. Bu kadar yıldızın yokluğunda Nowitzki geleceğini açıklayarak hem gönülleri kazanabilir, hem de rakiplerin zor durumunda parlak gençlerle madalyaya koşabilir. Bizler de basketbolsever olarak bir an önce NBA'deki geleceğini belirleyip buraya gelmesini bekliyoruz. Aday kadroda şu isimler var:

Steffen Hamann (ALBA Berlin), Demond Greene (Larissa), Heiko Schaffartzik (New Yorker Phantoms Braunschweig), Per Günther (Ratiopharm Ulm), Lucca Staiger (ALBA Berlin), Philipp Schwethelm (Eisbären Bremerhaven), Chad Töpper (Albuquerque Thunderbirds), Konrad Wysocki (Turow Zgorzelec), Robin Benzing (Ratiopharm Ulm), Elias Harris (Gonzaga University/ABD), Jan-Hendrik Jagla (Asseco Prokom Gdynia), Tim Ohlbrecht (Telekom Baskets Bonn), Yassin Idbihi (New Yorker Phantoms Braunschweig), Tibor Pleisse (Brose Baskets Bamberg), Christopher McNaughton (EWE Baskets Oldenburg), Johannes Strasser (Telekom Baskets Bonn)

Nowitzki gelir, bir de şanslı kura çekerse yürür bu kadro.

Malaga'dan ACB Yönetimine Talep

0 yorum

Unicaja Malaga ACB yönetimine ilk dört maçı deplasmanda oynamak için başvuruda bulundu. Sebebi de 10.000 kişilik Jose Maria Martin Carpena Arena'nın kapasitesini 12.000'e çıkarmak için başlatılan inşaat çalışmalarının Eylül'den önce bitmeyeceğinin öngörülmesi. Gayet makul ve geçerli bir istek. Sürekli gelişim içinde olan ACB'nin yönetimi de muhtemelen bu isteği geri çevirmeyecektir. Malaga'nın atmosferi zaten oldukça etkileyiciydi, üzerine 2000 kişi daha fazlasıyla fark yaratacaktır.

Aidiyet

1 yorum

"Olympiakos'a ancak renklerini siyah beyaz yaptıklarında gidebilirim." (Dusko Vujosevic)

Avrupa'nın en gözde koçu olup, Avrupa'nın en zengin takımının ilgisine karşı bu sözü söyleyebilecek kaç delikanlı vardır acaba?

Cabezas Khimki'den Ayrılmak Üzere

0 yorum

Zoran Planinic transferi sonrası Cabezas - Raul Lopez ikilisinden birinin takımdan ayrılacağı belliydi. Bu konuda ilk sinyali takımın koçu Sergio Scariolo verdi. "Cabezas kalmak veya gitmek konusundaki kararını kendisi verecek. Kişisel sebeplerden ötürü ayrılmak isteyenler ayrılmakta özgürdürler." sözü Planinic transferinin de gerekçesini ortaya koymuş oldu. Cabezas'ın belli ki bazı sıkıntıları var. Aslında Rusya bu açıdan çok ilginç bir yer. Oraya gidenler ya bir daha geri dönmek istemiyor, ya da bir an önce oradan ayrılmak istiyor. Bu seneki örneklerden birini de James White olarak verebiliriz. Özellikle Cabezas gibi sıcak iklimde yetişmiş biri için Rusya soğuğu önemli bir faktör olmuş olabilir. Problemlerini ancak kendisi açıklarsa öğrenme şansımız olacak.

Cabezas'ın mucize olmazsa Khimki'den ayrılacak olması Aşk-ı Memnu'yu kıskandıracak derecede karışık bir söylenti zincirini de beraberinde getiriyor. Siena'nın Cabezas'ı istediği heryerde konuşuluyor. Zaten kendisi de bunu açıkladı. Aynı zamanda bu yaz McIntyre'ı serbest bırakacakları da çok önceden açıklandı. Malaga'nın McIntyre ilgisi malumken bir anda Cabezas'ın serbest kalması basit bir denklemle Cabezas'ı Siena'ya, McIntyre'ı da Malaga'ya göndermeye yeterliydi. Ama bugün ani bir gelişmeyle Malaga daha önceden kontrat yenilendiği söylenen Omar Cook ile yolları ayırdı. Bu da Cabezas'ı Malaga'ya, Cook'u da Siena'ya götürecek ayrı bir senaryonun kapısını araladı. Her iki takım cephesinden çok kısa zamanda iki transfer açıklaması bekliyorum ama kim nereye gidecek işte orası karışık. En dış kulvardan Efes Pilsen de bu karmaşaya katılırsa ortada serbest olan 3 önemli oyun kurucu ve oyun kurucusu olmayan 3 takım olacak.

Şampiyonluk Maçında Hemofarm Benchi

2 yorum

"Yemişim şampiyonluğunu da, kupasını da" dedi Hemofarm ve beklendiği gibi Pionir'e gelmedi. İmkanları olsa eminim binlerce Hemofarm taraftarı, tribünden yürekli 12 kişiyi seçip sahaya çıkarırlardı. Canları acıyordur şimdi...

Erman Kunter İki Yıl Daha Cholet'de

0 yorum

Valla ne yalan söyleyeyim bir yanım "Bu Efes Pilsen'i sen toparlarsın, aşağıdan yetişen ama yüzüne bakılmayan çocuklara sen sahip çıkarsın. Keşke gelsen." diyordu. Bir yanım da "Ne işin var buralarda hocam. Burada adamı iki dakikada çiğ çiğ yerler. En iyi sen bilirsin, hiç yaklaşma." diyordu. Erman Kunter için birinci öncelik olan uzun vadeli kontrat, Efes Pilsen'deki belirsizlik yüzünden gerçekleşmedi. Cholet cephesinden Erman Kunter'in maaşına yapılan 1 milyon euroluk zam da Efes Pilsen'in teklifini aşınca başarılı koç hiç düzenini değiştirmedi. Şampiyonluk sonrası verdiği röportajda yeni sezon hazırlık maçlarının tarihlerinin bile belli olduğunu, orada işlerin çok profesyonelce yapıldığını söylemişti. Bu açıdan da karara sevindiğimi söyleyebilirim. Buradaki amatör yapı ona ters gelebilirdi. Seneye Cholet ile Eurolig'de güzel işler yapıp, bizi bir kez daha gururlandıracağına eminim. Resmi açıklama burada.

18 Haziran 2010 Cuma

Giannakis Artık Boşta

1 yorum

Kaybedilen final sonrası takımla öğle yemeğinde vedalaşmıştı. Gideceği zaten belliydi ve resmi açıklama da bugün geldi. Giannakis'e teşekkür edilen veda yazısında kulübün Giannakis'le geçen iki buçuk sezonda bir kez Yunanistan Kupası'nı aldığı ve iki yıl üstüste Eurolig'de son dörde kaldığı yazılıyor. Hepsi bu. Gizli metinde Panathinaikos'un iki lig şampiyonluğu ve bir Eurolig şampiyonluğu mevcut. Bu sonuçlardan sonra tek yön bilet de sürpriz olmadı. Giannakis'in dinlenmek gibi bir düşüncesi yoksa rahatlıkla üst düzey bir takımda görev bulacaktır. O tek yön bilet Atina - İstanbul olur mu acaba?

Zoran Planinic ve Monya Khimki'de

0 yorum

Scariolo gitti mi gidecek mi derken Khimki beklenmedik bir anda çok önemli bir isme imzayı attırdı. İki yıldır CSKA Moskova forması giyen ve Tau Ceramica'daki savruk oyun anlayışından daha olgun bir düzeye bu dönemde geçen Planinic yeni sezondan itibaren Khimki forması giyecek. Planinic bu sene 20 dakika ortalamanın altına düşmedi ve fena da bir sezon geçirmedi aslında ama sezon ortasında banka sponsorluğuna kavuşan BC Khimki oyuncuyu kolayca ikna etmişe benziyor. CSKA Moskova Başkanı Vatutin "Başka bir kulübü tercih etmek oyuncunun hakkıdır. CSKA Moskova zayıflamayacaktır." dese de en yakın rakibe karşı bu transfer biraz can acıtmıştır. Khimki'de bu transfer sonrası Cabezas - Raul Lopez ikilisinden birinin yolcu olduğunu varsayabiliriz ki bu ismin Cabezas olması muhtemel. Siena'nın onun peşinde olduğu konuşuluyor. Khimki bugün Dinamo Moskova'dan Sergey Monya'yı da kadrosuna kattı. Sezonu iyi geçiren oyunculardan biriydi Monya. Kavga olayında ön plana çıksa da sezon boyu D.Moskova adına en çok öne çıkan isimlerden biriydi. Bu transferlerden sonra Scariolo'nun takımda kalması ağırlık kazandı ama yine de erken konuşmamakta fayda var.

17 Haziran 2010 Perşembe

Partizan Sahaya Çıkmadan Şampiyon

0 yorum

Dün kavganın videosunu vermiştim ama olaylara değinme şansım olmamıştı. Bugün de pek gerek kalmadı aslında. Kısaca ilk maçtan başlayayım. Partizan Sırbistan'da ezeli rakibi Kızılyıldız ile birlikte her açıdan en kuvvetli takım. Gerçi her açıdan demek yanlış olur çünkü Kızılyıldız maddi olarak felaket bir durumda ve yanılmıyorsam iflasını açıkladı. Hemofarm da FMP ile birlikte sadece Sırp basketbolunda değil Avrupa'da önümüzdeki 10 yıla damgasını vurabilecek iki basketbol okulundan biri. Biraz geriye gidersek 2005'te bu iki kulübün burunların kırıldığı bir kavga mazisi var. Ama o zamanın şartları farklı olduğundan bugüne bakmak daha iyi olacaktır.

Az önce bahsettiğim güçler terazisinin dengesizliği Pionir'deki ilk maçta biraz kendisini gösterdi ve hatta Hemofarm cephesinin iddiasına göre hakemler onların ipini çekti. İlk maçı 67-60 kaybeden Hemofarm dün seriyi eşitlemek için sahadaydı. Ama maçın bitimine 1 dakika kala Roberts üçlüğü atarken pozisyon almak için mücadele eden Maric ve Katic birbirlerine yumruk atıp, daha sonra daha da ileri gidince ortalık da savaş alanına döndü. Hakemler pozisyon başlar başlamaz her iki isme de karşılıklı faul çaldılar ama olaylar o kadar büyüdü ki sahaya müdahale etmeleri yasak olan benchteki oyuncular da sahaya girip kavgaya karıştılar.


Link

Kurallar gereği benchten sahaya giren tüm oyuncular ve her iki takımın beşinden de ikişer oyuncu diskalifiye edildi. Hemofarm son 1 dakikayı Markovic - Krstovic - Hill üçlüsüyle, Partizan da McCalebb - Vesely - Roberts üçlüsüyle tamamladı. Sokak basketbolu maçlarını andıran 3'e 3 mücadeleyi 81-86 kazanan Partizan da durumu 2-0'a getirdi.


Link

Federasyon oyunculara ve takıma komik cezalarla (7500) konuyu kapattı. Zaten her iki taraf da olayla ilgili pişmanlıklarını maç sonrası dile getirdiler. Esas konu Partizan'la tekme tokat kavgaya giren, Vesely'nin iki dişini kıran Hemofarm'lı oyuncuların ateşli Pionir'den nasıl çıkacağıydı. Çünkü Partizan seyircisi taşkınlık yaptığı maçlardan sonra verilen cezaları, salon girişine koyulan kumbaralarla bir sonraki maçta ödüyor. Yani bir nevi "holiganlığı parasıyla yapıyor". Hemofarm'ın maça çıkmayabileceği konuşulurken akşam vakitlerinde resmi olarak da açıklama yapıldı ve Partizan üçüncü maçtan 20-0 hükmen galip ayrılarak 9. kez üstüste Sırbistan şampiyonu oldu. Partizan bu sene aynı zamanda Adriyatik Ligi'ni, Sırbistan Kupası'nı ve şampiyonluğu kazanarak üçleme yaptı. Kulüp de zaten bugün resmi siteden yaptığı açıklamada "Hemofarm gelmese de siz salona gelin, şampiyonluğu beraber kutlayalım" demişti.

Partizan bu senenin en ilginç ve başarılı takımlarından biri oldu. Aldığı kupaların yanında maçlardaki ilginç olaylar da asla unutulmayacak. Özellikle de bu kavga olayı yıllarca bir kara leke olarak Sırp basketbolunun üzerinde olacak. Sırpların olay sonrası bir Yunan taraftara forumlarda yazdığı söz gibi "Yalnız değilsiniz..."

Ekleme : Karar henüz resmi değil tabi ki ama Hemofarm'ın maça çıkması beklenmiyor.

Marca'nın Keyfi Yerinde

0 yorum

Sezon boyunca lig şampiyonluğu hariç bütün kupaları toplayan, rekora koşan Regal FC Barcelona finalde süpürülünce Marca da sayfasına Rocky 4'ü taşıdı. İmkansızlıklar içinde çalışarak, her türlü teknolojiye ve ekipmana sahip olan Ivan Drago'yu mağlup eden Rocky Balboa'nın hikayesi ACB finaline uyarlanmış. Son dönemde Guardiola'dan alışık olduğumuz videolu motivasyon hikayelerinin benzeri Marca'ya göre Caja Laboral cephesinde yaşanıyor. Oyuncular bu filmin video ve müzikleriyle motive oluyorlar ve son kroşeyle Barcelona'ya havlu attırıyorlar. Gerçek midir, Guardiola'ya taş mıdır yoksa Barcelona ile dalga geçmek için fırsat mıdır bilemiyorum ama Madrid cephesinde basın her iki şubede de kupasız geçen yılın ardından gayet rahat bir şekilde rakibiyle uğraşacak yüzü buluyor. Allah akıl fikir versin diyelim.


Link

Tal Burstein Yuvaya Döndü

0 yorum

Tal Burstein kısa süren ACB macerasından sonra tekrar yuvaya döndü. Blatt'la beraber uzun yıllar çalışmışlardı ama ağır sakatlık Burstein'in kariyeriyle ciddi şekilde oynadı. Şimdi tekrar Maccabi'de buluştular. Sırada Eliyahu ve Halperin'in olduğu konuşuluyor. Halperin'in gelişi çok sürpriz olmaz ama Caja Laboral'le şampiyonluğu kazanan, üstelik de bu zaferde imzası olan Eliyahu'nun geleceği aynı zamanda Caja Laboral'in de tercihlerine bağlı. Splitter büyük ihtimal NBA'e gidecek ve İspanyol basınında Caja Laboral'in bu ihtimale karşılık Kosta Perovic ile anlaştığı ve beklemeye aldığı yazılıyor. Eliyahu'nun artık ilk beş başlayıp ciddi süreler aldığı bir takıma gitmesi gerekiyor. Onun hırsına, yeteneklerine ve özverisine Teletovic gibi bir oyuncunun arkasında yazık oluyor.

16 Haziran 2010 Çarşamba

Sırbistan Finalinde Büyük Olaylar

0 yorum

Az önce bir abimizden telefonla aldım bilgiyi. Dışarda olduğum için detayları bilmiyorum ama devam eden Sırbistan finalinde Partizan ve Hemofarm oyuncuları parkeyi savaş alanına çevirmiş. Geceye doğru detayları aktarırım.

Vuvuzela Parkelere İndi

0 yorum

Tamam belki daha fazla ses çıkaran aletler salonlara çoktan gelmişti ama Dünya Kupası zevkimizin içine eden bu aleti görmeye bile tahammül edemiyorum artık. Üstelik salona indiği yer de Pionir. Avrupa'nın, hatta belki de dünyanın en inanılmaz atmosferine sahip salon. Münferit bir hareket deyip geçmek istiyorum. Partizan seyircisi, hatta basketbol seyircisi vuvuzela ile nefesini tüketmeyecek kadar akıllıdır. Ha kullanacaksa da rakip atak yaparken kullanır en fazla. Onun için de daha etkili aparatlar var. Resmin çekildiği Sırbistan final serisini ve diğer Avrupa liglerinden final serilerini de en kısa zamanda toparlayıp yazacağım.

Real Madrid Caja Magica'ya Taşındı

0 yorum

Yaklaşık 1,5 ay önce Real Madrid'in Vistalegre'den ayrılıp Caja Magica'ya geçeceğini yazmıştım. Resmi imzalar atıldı ve 5 yıllığına 5.5 milyon euro karşılığında Real Madrid yeni salonuna kavuştu. Temmuz 1'den itibaren geçerli olacak kontrat ilk yıl için 37 maçı kapsayacak. Real Madrid maçlarının Madrid Masters tenis turnuvası hariç tüm organizasyonlara karşı önceliği olacak. Salonla ilgili geniş bilgi eski mesajımda mevcut. Vistalegre tribünlerinin sahaya uzaklığı Real Madrid için hep büyük bir sıkıntı olmuştu. Resimdeki gibi olacaksa, yeni bir düzenlemeye gidilmeyecekse sihirli kutunun da pek farkı olmayacak gibi duruyor. Başkan Perez ayrıca toplantıda yeni bir sayfanın açıldığını söyledi. Sanırım bu yaz için de kemerleri şimdiden bağlamak gerekiyor.


İspanya'nın Aday Kadrosu 23 Haziran'da Açıklanıyor

0 yorum

Son dünya ve Avrupa Şampiyonu İspanya bu senenin de en büyük favorilerindendi ama Pau Gasol'un turnuvaya katılmayacağını açıklamasıyla bir anda favori kategorisinden bir basamak aşağıya indiler. Koç Scariolo "Pau Gasol'un yerine birini bulamayacağız ama iyi basketbol oynamaya çalışacağız." diyerek herşeyin aynı olmayacağını bir bakıma itiraf etti. 22 kişilik listeyi de 23 Haziran'da açıklayacak. Kesin olan Pau Gasol'un yerine Barcelona'dan Fran Vazquez'in takıma katılacağı. Polonya'dan farklı olarak Jose Calderon'un da takımda kesin olarak yer bulacağı söyleniyor. Scariolo'nun muhtemel 22 kişilik listesinde şu isimlerin olacağı tahmin ediliyor:

Ricky Rubio (Regal Barcelona), Jose Manuel Calderon (Toronto Raptors), Sergio Rodriguez (New York Knicks), Raul Lopez (Khimki), Carlos Cabezas (Khimki), Victor Sada (Regal Barcelona), Sergio Llull (Real Madrid), Juan Carlos Navarro (Regal Barcelona ), Rudy Fernandez (Portland Trail Blazers), Fernando San Emeterio (Caja Laboral), Berni Rodriguez (Unicaja), Rafa Martínez (Power Electronics), Saul Blanco (Unicaja) Alex Mumbru (Bizkaia Bilbao Basket), Carlos Suarez (Asefa Estudiantes), Victor Claver (Power Electronics), Marc Gasol (Memphis Grizzlies), Jorge Garbajosa (Real Madrid), Felipe Reyes (Real Madrid), Fran Vazquez (Regal Barcelona), Pablo Aguilar (CB Granada), Gabriel Germain (Asefa Estudiantes).

Diamantidis 3 Yıl Daha Panathinaikos'ta

1 yorum

Sezon sonu kontratı sona erecek isimler arasında en değerlilerden biri Diamantidis'ti ama transfer spekülasyonlarında hiç adı geçmedi. Bunun sebebi de daha önce kontratını yenileyeceğini açıklamasıydı. Beklenen imza da geldi. Avrupa'nın en iyi savunmacısı olarak gösterilen ve aynı zamanda Panathinaikos'un da kaptanı olan 3D (Dimitris Diamantidis Defence) 3 yıllık kontrat yeniledi. Senelik 2 milyon euro alacak. Final sonrasında "Obradovic'siz bir Panathinaikos düşünemiyorum." diyen kaptan böylece hocasıyla kariyerine devam edecek. Kontratı bittiğinde 33 yaşında olacak Diamantidis büyük ihtimalle de Panathinaikos formasıyla emekli olup, efsaneler arasındaki yerini alacaktır.

Related Posts with Thumbnails
Zaman darlığından dolayı sitenin güncel olmadığı dönemlerde Twitter hesaplarımızı takip ederek her türlü güncel bilgiye ulaşabilirsiniz.
-
Maliano - http://twitter.com/maliano
 
Maliano - Kaynak göstermeden çalan çırpan Schortsanitis'in altında kalsın...